Blog Archives

Avustralya enerjide süper güç olacak mı?

Avustralya Doğal Kaynaklar ve Enerji Bakanı Martin Ferguson, dünya genelinde enerjiye olan talep arttıkça Avustralya’nın enerji devriminin lideri haline geleceğini belirtti.

Avustralya Petrol Üretimi ve Aramacılığı Derneği’nin (APPEA) düzenlediği konferansta konuşan Ferguson aynı derneğin Deloitte şirketine hazırlattığı ve Avustralya’nın tespit edilmiş doğal gaz kaynaklarının kaya gazı haricinde yaklaşık 392 trilyon kübik fit olduğu sonucuna ulaşan rapora değindi. Bakan bu miktarın şu anki üretim oranlarında yaklaşık 184 yıl yeterli olacağını ifade etti.

2010-2011 yıllarında sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG)  ihracatının 20 milyon tona ulaştığını ve 10,3 milyar dolar değerinde olduğunu açıklayan Ferguson, bunun sonucunda da Avustralya’nın Asya-Pasifik bölgesinde üçüncü, dünyada ise dördüncü en büyük LNG ihracatçısı olduğunu söyledi.

APPEA geçtiğimiz yıl ülkede 89,8 milyar dolar değerinde LNG projesinin onaylandığını, 2020’ye kadar Avustralya’nın petrol ve doğal gaz sektörüne 329 milyar dolar yatırımın daha yapılmasının beklendiğini açıkladı.

Ayrıntılar için:

http://www.upi.com/Business_News/Energy-Resources/2012/05/14/Australia-to-become-energy-superpower/UPI-26871337012856/#ixzz1vAc7AeIL

Microsoft 1 Temmuz’a kadar karbon nötr olma sözü verdi

Microsoft şirketinin blog’unda dün yayınlanan duyuruya göre şirket 1 Temmuz’dan itibaren veri merkezleri, yazılım geliştirme laboratuvarları, havayolu ulaşımı ve ofis binaları gibi doğrudan ilişkili olduğu bütün faaliyetlerde karbon nötr olacak.

Duyuruda ayrıca karbon bilincinin şirket operasyonlarına dahil edileceği ve şirket içerisinde bir karbon fiyatı belirleneceği bilgisine de yer verildi.

Greenpeace geçtiğimiz günlerde Apple, Amazon ve Microsoft şirketlerini veri merkezlerinde “kirli enerji”den yararlandıkları gerekçesiyle eleştirmişti.

Ayrıntılar için:

http://www.siliconrepublic.com/clean-tech/item/27117-microsoft-vows-to-be-carbon

AB, enerji verimliliği direktifi üzerinde mutabakat arıyor

AB liderleri enerji tüketimini 2020’ye kadar %20 azaltmayı öngören enerji verimliliği direktifi üzerinde bu hafta içerisinde mutabakata varılacağından ümitli olduklarını ifade ettiler.

Salı günü Brüksel’de düzenlenen “üçlü diyalog” toplantısında, Danimarka dönem başkanlığı bitmeden verimlilik taslağı üzerinde bir anlaşmaya varılacağı yönünde ümitvar yorumlar yapıldı.

AB üye ülkeleri enerji tüketimini %20 azaltma hedefine ulaşma konusunda kararlı olsalar da direktif Avrupa Komisyonu, Bakanlar Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nun onayını almadan yasal bir nüfuza sahip olamayacak.

Ayrıntılar için:

http://www.upi.com/Business_News/Energy-Resources/2012/05/11/Deal-sought-on-EU-efficiency-directive/UPI-42641336731600/

Volkswagen’den 52 milyar dolarlık yeşil taahhüt

Alman otomobil üreticisi Volkswagen “köklü, ekolojik yeniden yapılanma” planı kapsamında üreteceği yeni araçlardan salınan ortalama emisyon miktarını 2015 yılına kadar 120 gram’a düşürmeyi hedefliyor. Bu planın 2016 yılına kadar toplam 52 milyar dolara mal olması bekleniyor.

Şirket, önümüzdeki beş yıl için hazırladığı 82,1 milyar dolarlık yatırım programının üçte ikisinden fazlasını doğrudan ya da dolaylı olarak “verimliliği daha fazla olan araçlar, güç aktarma mekanizmaları ve teknolojileri ile çevreye uyumlu üretim” için harcayacak.

VW’den yapılan açıklamaya göre yeni plan dahilinde üretilen her yeni model kendisinden önce gelen modelden %10-15 daha fazla enerji verimliliğine sahip olacak ve salınan emisyon miktarı hem üretim işlemleri sırasında hem de üretim tesislerinde aşağı çekilecek.

Şirket ayrıca 790 milyon dolar değerinde olan ve rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi, hidroelektrik enerji gibi kaynakların kullanımını artırmayı öngören yeni yatırım projesiyle de 2020’ye kadar enerji ikmalinden kaynaklanan emisyonlarını %40 azaltmayı hedefliyor.

VW Greenpeace’in AB emisyon hedeflerinin azaltılmasına karşı kulis faaliyetleri yürüttüğü iddiasının ardından yeşil itibarını güçlendirmek için çalışıyor.

Ayrıntılar için:

http://www.greenbiz.com/news/2012/03/08/volkswagen-commits-us52-billion-green-investments

Güney Kore karbon ticareti yasasını onayladı

Güney Kore parlamentosu uzun zamandır gündemde olan ancak bir türlü onaylanmayan ve karbondioksit emisyonlarını 2015 yılında ticarete açacak yasayı kabul etti. Böylece Güney Kore, ülke genelinde üst sınır ticaret sistemini uygulayacak ilk Asya ülkelerinden biri olacak.

Dünyada en fazla kirliliğe yol açan yedinci ülke olan Güney Kore’nin bir yılda yaydığı sera gazı emisyonu miktarı son yirmi yılda iki katına çıkmış ve 300 milyon tondan 600 milyon tona ulaşmıştı.

Emisyon sınırlaması yılda 125,000 ton ve üstünde emisyon salınımı yapan şirketlerde ve yılda 25,000 tondan fazla sera gazı salınımı yapan iş yerlerinde uygulanacak.

Parlamentonun aldığı bu karara Kore Sanayileri Federasyonu sert muhalefet gösterdi. Güney Kore’nin en büyük holdingleri böyle bir sistemi benimsemenin ülkenin ihracattaki rekabet edebilirliğine sekte vuracağını savundu.

Ayrıntılar için:

http://online.wsj.com/article/SB40001424052702303877604577379673881237522.html

Puma sürdürülebilirlik sıralamasında Apple’ı geride bırakarak ilk sıraya yerleşti

EIRIS araştırma şirketi tarafından yapılan bir araştırmada Puma’nın dünyanın en büyük sürdürülebilir şirketi olduğu ortaya çıktı. Haziran ayındaki Rio+20 Zirvesi öncesi 50 şirketi çevresel, sosyal ve yönetişimsel  ölçütlere göre değerlendiren EIRIS’in hazırladığı listede Apple, Google ve Walmart gibi şirketler sonlara yakın basamaklarda yer aldı.

EIRIS, İngiliz şirketlerinin dünyanın geri kalanındaki şirketlere kıyasla sürdürülebilirlik konusunda daha iyi bir performans gösterdiğini açıkladı. Araştırma kapsamında değerlendirilen İngiliz şirketlerinin yarısı en yüksek puan olan A puanını almaya hak kazanırken Avrupa’daki şirketlerin %12’si, ABD’deki şirketlerin %2’si, Asya’daki şirketlerinse sadece %1’i bu sonucu elde edebildi.

Ayrıntılar için:

http://www.businessgreen.com/bg/news/2171768/puma-leaves-apple-sprint-sustainability-rankings

Yeşil spor salonlarıyla insan enerjisinden faydalanılacak

Spor salonlarında spor yapmaktan nefret edenlerin göbek eritmek için çevresel bir nedeni de var artık: Elektrik üretmek.

The Great Outdoor Gym Company tarafından İngiltere’nin Hull şehrinde kurulan açıkhava spor salonu insan enerjisini kullanılabilir enerjiye dönüştürüyor.

Eliptik bisikletler ve egzersiz bisikletlerini kullanan spor salonu ziyaretçilerinden elde edilen enerji ile spor salonundaki LED aydınlatması sağlanıyor. Şirketin Yaratıcı Direktörü Georgie Delaney BusinessGreen’e yaptığı açıklamada önümüzdeki beş yıl içinde bu spor salonlarından her yıl 100 tane açmayı planladıklarını belirtti. Her bir spor salonundan hemen hemen 5,000 kişinin yararlandığı düşünüldüğünde Delaney’e göre yaklaşık 2,5 milyon kişi bir yandan sağlıklı bir görünüme kavuşurken bir yandan da yenilenebilir enerji üretebilecek.

Ayrıntılar için:

http://www.businessgreen.com/bg/news/2171948/green-gyms-tap-power-people

BT hizmetleri için sürdürülebilirlik “olmazsa olmaz” haline geldi

Gün geçtikçe daha çok sayıda şirket ve kuruluşun sürdürülebilirliği yalnızca halka ilişkiler adına geliştirilmiş bir fikir olmaktan çok rekabet için gerekli gördüğüne bir işaret daha. BT hizmetleri şirketi Rackspace tarafından yapılan araştırmada katılımcıların dörtte üçünün kararsız kaldıklarında sürdürülebilirliğin, hizmet sağlayıcısını rakiplerine göre avantajlı konuma getirdiğine inandığı belirlendi.

Daha da ilginç olanı katılımcıların üçte birinden azı, maliyetin yeşil seçeneklerin önüne geçtiğini söyledi. Genel olarak ise ABD’li katılımcıların %72’si, uluslararası  katılımcıların %80’i “daha yeşil olan daha iyidir” şeklinde hissettiğini ifade etti.

Ayrıntılar için:

http://www.greenbiz.com/blog/2012/04/27/sustainability-becoming-must-have-it-services?utm_source=twitterfeed&utm_medium=twitter&utm_campaign=Feed%3A+GreenerComputing+%28Computing+%26+IT+|+GreenBiz.com%29

“İyi” şirketler neden “kötü” kredilerle iş yapıyor?

AB karbon ticaret sistemi sera gazı emisyonlarını azaltmak için kurulmuş olmasına rağmen bu doğrultuda kullandığı mekanizmalardan biri emisyonların artmasına hizmet etmiş olabilir.

Söz konusu mekanizma yeterince müphem görülmüş olmalı ki AB de 2013 yılı Mayıs ayından itibaren bu uygulamayı ticaret sisteminden men etmeye karar verdi. Ancak dünyanın en büyük enerji ve kimyasal şirketlerinden bazıları sistemin bu tartışmalı mekanizmasına başvurmayı bir kenara bırakmak yerine emisyonlarını bu şekilde ofset etmeye devam ediyor, ya da yasaklama yürürlüğe girene kadar bu seçeneği de hazırda tutuyor.

Bu da açıkça gösteriyor ki iş AB’de sera gazlarını azaltmaya gelince çevreye karşı sorumluluk taşıyan bir şirket olmak masraftan kısmak kadar önem arz etmiyor. Tasarruf edilen miktarsa şirketlerin standartlarına göre komik. Dow Chemical, ConocoPhillips, Chevron, BP ve Statoil’in geçtiğimiz yıl toplamda elde ettiği kar 53 milyar dolar iken bu şirketlerin tartışmalı programa devamlı başvurmalarıyla ettikleri tasarruf 24 milyon dolar.

Tartışmalı programa gelince, AB’nin iklim değişikliği mevzuatı enerji santralleri, işleme tesisleri ve ABD’ye bağlı tali şirketlerin sera gazı sınırlamalarına uymasını şart koşuyor.

Şirketler emisyonlarını yeşil teknolojilere yatırım yaparak ya da herkesin karbon kredileri olarak bildiği CER’leri (karbon emisyonları azaltma sertifikaları) satın alarak ofset edebiliyor. AB ETS’nin yapısından dolayı emisyonlarını ofset etmek şirketlere salınımlarını azaltmaktan genellikle ucuz geliyor.

Bunun sonucunda da CER’lere muazzam bir talep oluyor. Kyoto Protokolü ile kurulan CER mekanizması için BM, gelişmekte olan ülkelerdeki iklim değişikliğinin etkilerini azaltma projelerini desteklemek amacıyla denetleyici görevini üstlenmiş durumda. Çoğunlukla Çin’de bulunan birkaç endüstriyel gaz üreticisi de fluoroform ya da HFC-23 olarak bilinen potansiyel bir sera gazını yakalamaya ve yok etmeye kendilerini adamış haldeler. Bu gaz yangın söndürücülerden tutun yarı iletken sanayisindeki plazmalı dağlama aygıtlarına kadar pek çok alette kullanılıyor.

İşte söz konusu HFC-23 kredileri kısa zamanda sektörün gözdesi haline geldi.  2009-2010 yıllarında Amerikalı şirketler 1 milyon HFC-23 kredisini CER başına ortalama 16 dolar’dan satın aldı. Bu şirketlerden Dow Chemical Co. HFC-23 kredilerinden en fazla satın alan şirket oldu ve bu kredileri Almanya, Hollanda, Belçika, İspanya ve Polonya’daki fabrikalarının emisyonlarını ofset etmekte kullandı. ConocoPhillips, Chevron ve Cabot Corp. da yine aynı şekilde bu şüpheli kredilerden önemli miktarda satın aldı. Bu şirketlerin AB’deki rakipleri Royal Dutch Shell, BP, Statoil, RWE, Enel-Endesa ve EDF de aynı kredileri kullanmaya başladı.  2009-2010 yıllarında bu 10 şirket sözünü ettiğimiz tartışmalı kredilerden toplamda 254 milyon dolar tasarruf etti. 2011 yılındaki tasarruf miktarını gösteren veriler ise henüz açıklanmadı.

İklim düşmanı CER’ları yasaklamaya karar veren AB’li düzenleyiciler ise sektör temsilcilerinin süreyi uzatmak için yaptıkları kulis çalışmalarının ardından 1 Mayıs 2013’e kadar söz konusu CER’lerin piyasada bulunmasına izin verdi. BM de verilecek CER’lerin sayısında azaltmaya gitti. Yine de yasak başlayana kadar 52 milyon tartışmalı CER’in satışı yapılabilecek.

52 milyon tartışmalı CER kredisinin tamamı satın alındığında AB’deki şirketler 24 milyon dolardan daha az tasarruf edecek. Ne diyelim, “yeşil” olmanın değeri bununla ölçülecekse şirketlerin yeşil olmaya çok da değer vermediği aşikâr.

Ayrıntılar için:

http://www.csmonitor.com/Business/2012/0423/Carbon-trading-Why-good-companies-embrace-bad-credits

Güney Kore ile İngiltere nükleer ve yenilenebilir enerjide işbirliği yapacak

Güney Kore hükümetinden alınan bilgiye göre Güney Kore ile İngiltere nükleer enerji, rüzgâr enerjisi ve yenilenebilir enerjinin farklı türleri ile ilgili teknoloji değişimi ve uzmanlık geliştirme konularında işbirliği yapacak.

Güney Kore Bilgi Ekonomisi Bakanlığı’nın yazılı olarak yaptığı açıklamada 27 Nisan’da iki ülkenin ilgili bakanlıkları arasında nükleer ve yenilenebilir enerji teknolojileri üzerine bir anlaşma imzalanacağı belirtildi. Kore Rüzgâr Enerjisi Sektör Birliği (The Korea Wind Energy Industry Association) de rüzgâr enerjisi ile ilgili olarak İngiltere Yenilenebilir Enerji Birliği ile benzer bir anlaşmaya imza atacak.

Ayrıntılar için:

http://www.bloomberg.com/news/2012-04-25/south-korea-u-k-to-collaborate-on-nuclear-renewable-energy.html