Çarşamba günü BM’den yapılan açıklamaya göre temiz enerjiye yapılan küresel yatırımlar geçtiğimiz yıl rekor kırarak 243 milyar dolara ulaştı. Yatırımların büyük kısmı dünyanın en büyük 20 ekonomisinde gerçekleşti.
BM Kalkınma Programı tarafından hazırlanan rapora göre ;
-Son iki yılda 50’den fazla ulusal kamu iklim fonu yaratıldı.
-İklim değişikliğine karşı mücadele yolunda 6,000’den fazla özel sermaye fonu milyarlarca dolar destek sağladı.
-Toplamda 45 karbon piyasası bulunuyor.
-AB, Japonya ve ABD fakir ülkelerin küresel ısınmaya karşı verdiği mücadelelerine destek olmak amacıyla bu ülkelere halihazırda yılda 30 milyar dolar finansman sağlıyor.Yeşil İklim Fonu ile bu rakamın 2020 yılına kadar 100 milyar dolar seviyesine ulaşması bekleniyor.
-En başarılı ulusal iklim fonları Brezilya ile Çin’de bulunuyor.
Ayrıntılar için:
Arap Baharı turu sırasında Başbakan’a eşlik eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Mısır ile enerjide işbirliği ve yenilenebilir enerji kaynakları hususlarında iki anlaşma imzaladıklarını belirtti. Yıldız, “Beş ülkeden doğal gaz, 11 ülkeden de petrol ithal ediyoruz. Mısır, Türkiye’ye doğal gaz ihraç eden altıncı ülke olabilir” dedi.
Nükleer enerjinin de görüşmeler sırasında öncelikli konulardan biri olduğunu ifade eden Yıldız, “1,200 km uzunluğundaki Arap Doğal Gaz Boru Hattı yıl sonuna kadar tamamlanacak. Hat çift taraflı çalışabilecek. Bu hatla hem Azerbaycan’dan Türkiye yoluyla Suriye, Lübnan ve Ürdün’e doğru, hem de Mısır’dan Türkiye’ye doğru gaz taşınabilecek” dedi.
Kaynak: BBC Monitoring / Anadolu Ajansı
Low Carbon Turkey, “Uluslararası Dönüşüm ve Enerjide Yeni Dönem” konulu uluslararası arenanın sponsoru oldu.
Stratejik Teknik Ekonomik Araştırmalar Merkezi’nin (STEAM), yılların deneyimi ve kamu ile özel sektörden katılımcıların katkılarını harmanlayarak düzenlediği enerji arenalarının 13.sü, 8-9 Eylül tarihlerinde İstanbul Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirildi. Arenanın açılış konuşmalarını Gürcistan Enerji Bakanı Alexander Khetaguri, Azerbaycan Enerji Bakanı Natik Aliyev, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Doğal Kaynaklar Bakanı Dr. Aşti Havrami, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Selahattin Hakman, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau ile EPDK Başkanı Hasan Köktaş yaparken ilk gün; elektrik sektöründe geleceğe yönelik perspektifler, beklentiler, enerjinin geleceği ve Türkiye’nin jeo-stratejik önemi değerlendirildi. Ardından, kamu ve özel sektör temsilcileri Türkiye’nin enerji politikalarının görünümü ve doğal gaz boru hattı projeleri konulu interaktif bir platformda görüşlerini paylaştı. İkinci gün ise değişen enerji dinamikleri, elektrik sektöründe Türkiye’nin gelecek projeksiyonu konularında sunumlarla bilgilendirme yapıldı. Bu defaki interaktif platformda ise panelistler, elektrik üretim projeleri ve finansmanı ile enerji borsasını tartıştı. Kapanıştan önceki sorun ve çözüm platformunda da özel sektör ve siyasi parti temsilcileri yeni dönemde nasıl bir enerji politikasının benimsenmesi gerektiği hakkında düşüncelerini ve önerilerini açıkladı.
STEAM 13. Uluslararası Enerji Arenası’nın öteki sponsorları arasında Enerji SA, Çalık Enerji ve San. Tic. AŞ, Çalık Yedaş, BP, Aydem, Bereket Enerji, TAP, Elder, Enera, Zorlu Enerji Grubu, İGDAŞ, Kolin İnşaat, Limak Yatırım ve Securitas bulunuyor. Aksa Enerji, Ciner Grubu, Garanti Bankası ve Genel Energy International da arenanın düzenlenmesine katkıda bulundu.
Ayrıntılar için:
Çin hükümetinin enerji ve çevre politikaları ajansı başkanı Jiang Kejun, pilot karbon ticareti sistemlerinin araştırıldığını; Avustralya, Avrupa ve Kaliforniya’daki sistemleri temel alan farklı sistem planlarının 2013’ten sonra Çin’in altı eyaletinde deneneceğini açıkladı. Kejun, “Avustralya’nın sisteminin Avrupa’nınkinden daha iyi düzenlendiğini söylüyorlar. Bu durumda Avustralya önde gidiyor” dedi.
Avustralya hükümeti İklim Komisyonu’nun davetlisi olarak Victoria Üniversitesi’nde emisyon azaltma adımları hakkında rapor sunan Dr. Jiang, Çin’in emisyonlarının olağanüstü bir hızla arttığını doğrulayan verileri paylaştı ve Pekin’in beş yıllık iktisat planının ilk etapta emisyon salınımını azaltmayı, en nihayetinde de tamamıyla durdurmayı hedeflediğini belirtti. Bu nedenle de altı eyalet ve şehirde emisyon ticaret sistemleri denenecek. Her bölgede sistemin düzenlenişi, iş dünyasına konulan emisyon sınırları, emisyon seviyesinin takip edilmesi ve doğrulanması yöntemleri farklılık gösterecek. Dr. Jiang, bazı analistlerin söylediğinin aksine Çin’in, 2015’ten önce pilot programlardan ulusal bir ticaret sistemine geçişinin pek mümkün olmadığını ifade etti.
Avustralya hükümeti ise önümüzdeki yıldan itibaren yürürlükte olacak sabit bir karbon vergisi ile ilgili düzenlemeyi Salı günü parlamentoya sunacak. Verginin 2015 yılında emisyon ticaret sistemine dönüştürülmesi planlanıyor.
Ayrıntılar için:
http://www.smh.com.au/environment/climate-change/beijing-praises-emissions-plan-20110907-1jxql.html
Meksika Çevre Bakanı Juan Elvira ülkedeki yıllık ortalama orman ve balta girmemiş orman kaybını azalttıklarını açıkladı.
Elvira, 2000 ile 2005 yılları arasında Meksika’daki ormansızlaşmanın 235,000 hektar olduğunu, ancak son beş yılda ormansızlaşma görülen alanın yılda ortalama 152,000 hektara düştüğünü açıkladı. Bu da Meksika’daki ormansızlaşmanın son beş yılda, her yıl %34 oranında azaldığını gösteriyor.
2007 yılından beri hükümetin ormanları koruma ya da eski haline getirme projeleri için büyük masraflar yaptığını söyleyen Elvira, Meksika Ulusal Orman Komisyonu’nun yıllık 6,4 milyon pezo (512 milyon dolar) bütçesi olduğunu ve bunun %69’unun yeniden ağaçlandırma projelerine harcandığını sözlerine ekledi.
Ayrıntılar için:
http://www.forbes.com/feeds/ap/2011/09/07/science-lt-mexico-deforestation_8664264.html
Hükümet yetkilileri ve gözlemcilerin Point Carbon News’e yaptığı açıklamalara göre önümüzdeki günlerde AB, Kyoto Protokolü’ne can simidi olacak ve Temiz Kalkınma Mekanizması’nın 2012’den sonraki geleceğini güvence altına alacak bir plan teklifi sunabilir.
Birliğe üye ülkelerin yetkilileri önümüzdeki birkaç hafta içinde bir araya gelerek 1997 yılında imzalanan iklim anlaşmasının süresini uzatmayı resmi olarak destekleyen bir planı görüşecek. Böyle bir plan için öne sürülecek koşul ise yeni anlaşmanın 2018 yılında sona ererek yerini bütün büyük ülkelerin emisyonlarını sınırlayan tek bir küresel anlaşmaya bırakması olacak.
AB üyesi 27 ülke plana onay verirse plan, Kasım ayının sonunda Güney Afrika’da başlayacak BM iklim görüşmelerinde katılımcılara sunulacak.
Ayrıntılar için:
http://www.reuters.com/article/2011/08/22/us-eu-climate-point-carbon-idUSTRE77L4NQ20110822
Carbon Clear tarafından geçtiğimiz Haziran ayı baz alınarak yapılan araştırmanın sonuçları açıklandı. FTSE 100 şirketlerinin karbon raporlama performanslarının değerlendirildiği raporda şirketlerin karbon ayak izi hesaplamaları, azaltım hedefleri, azaltım faaliyetleri ve paydaşların katılımı gibi dört ana başlık üzerinde yoğunlaşıldı. Araştırmanın sonuçlarına göre şirketlerin neredeyse tamamı temel düzeyde bir karbon raporlama çalışması yürütüyor, ancak icra ettikleri ve raporladıkları karbon yönetimi faaliyetlerinin kapsamında ciddi farklılıklar gözleniyor.
Raporda ortaya çıkan bazı sonuçlara gelince:
-FTSE 100’de ki şirketlerin karbon raporlama performansı ortalama %56 dır.
-Süpermarket ve yayın şirketlerinin performansı en yüksek, üretim sektörününki ise en düşüktür.
-Karbon ayakizi hesaplama performansları en yüksek olan firmalar, azaltım faaliyetlerinde en düşük puanı almışlardır.
-Haziran 2011 tarihi itibarı ile 93 şirketin 2010 yılı karbon raporu mevcuttur.
-52 şirket karbon verilerini denetletmiştir.
-43 şirket raporlarında bazı Kapsam 3 emisyonlarına yer vermiştir.
-16 şirket emisyon azaltımı ya da planları konusunda herhangi bir bilgi vermemiştir.
-44 şirket son beş yıl ya da öncesine ilişkin karbon verilerini yayınlamıştır.
-87 şirket raporlarında enerji verimliliği çalışmalarına ilişkin yatırım bilgilerini paylaşmıştır.
-70 şirket raporlarında davranış değişikliğine ilişkin girişimlerini sunmuştur.
Raporun tamamı ve performansı en yüksek şirketlerin listesi için:
Avustralya parlamentosu, hükümetin 2012’den itibaren karbon emisyonlarını fiyatlandırma planını tamamlayıcı nitelikteki, çiftçilikten ormancılığa kadar karbon kredilerinin üretimini ve ticaretini düzenleyen dünyanın ilk ulusal planını kabul etti.
Karbon Çiftçiliği Girişimi (Carbon Farming Initiative (CIF)) olarak bilinen yeni kanunlar, çiftçilerin ve yatırımcıların tarım arazilerinden ormancılık projelerine kadar ticareti yapılabilecek karbon ofsetlerini üretmesine olanak sağlayacak. Hatırlatalım, tarım da dahil arazi kullanımı Avustralya emisyonlarının %23’ünü teşkil etmekte.
Yeşiller Partisi Başkan Yardımcısı Christine Milne konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Yeşil karbon, kirliliğin fiyatlandırılması, yenilenebilir enerjiye ve enerji verimliliğine yatırımla birlikte iklim paketinin dört ana maddesinden biri” dedi. Milne, bu önergenin geçmesinin bütün bir paketin de geçeceğinin habercisi olduğunu ifade etti.
Hükümetin tahminlerine göre karbon çiftçiliği girişimi, Avustralya’nın karbon emisyonlarını 2050 yılına kadar 460 milyon ton civarından azaltmasına yardımcı olacak.
Ayrıntılar için:
http://www.reuters.com/article/2011/08/22/us-australia-carbon-idUSTRE77L1AF20110822
Geçtiğimiz günlerde seragazı takip sistemini uygulamaya koyan Güney Kore; ABD ve Japonya’dan sonra dünya genelinde ne kadar seragazı salındığını izleyebilecek üçüncü ülke oldu. Kore Meteoroloji İdaresi’nin (The Korea Meteorological Administration) yakınlarda kullanmaya başladığı sistem, ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (U.S. National Oceanic and Atmospheric Administration) ile ortaklaşa geliştirildi. Dünya genelindeki karbondioksit yoğunluğunu, emisyonları ve ticaret hacmini ölçecek sistem yalnızca öteki ülkelerin emisyon azaltma taahhütlerine ne derece bağlı kaldıklarını belirlemekle kalmayacak, aynı zamanda karbon ticaret izinlerini de kontrol edebilecek.
Hatırlatmakta yarar var: ABD, Japonya, Fransa, Almanya ve Hollanda’nın da kendi takip sistemleri bulunmasına rağmen sadece ABD, Japonya ve Güney Kore’nin sistemleri veri üretebiliyor.
Ayrıntılar için:
http://www.koreaherald.com/national/Detail.jsp?newsMLId=20110821000217
Kyoto Protokolü’nün 2012’den sonra tedavülden kalkma ihtimali gün geçtikçe artarken Sertifikalandırılmış Emisyon Azaltımları (CER) ofset piyasasının geleceği de akıllara soru işaretleri getirmekte. Kyoto Protokolü’yle ortaya çıkan Temiz Kalkınma Mekanizması (CDM) bundan sonraki dönemde de temiz teknolojiye, gelişmekte olan ülkelerdeki düşük karbon yatırımlarına hamilik etmeyi sürdürecek uluslararası bir mekanizma olarak kalabilir, kalacaktır da; ancak eski talep kaynakları azalan, bunların yerine de muhtemelen yenilerinin ortaya çıkacağı multi milyar dolar değerindeki ofset kredi piyasası için 2013 yılından itibaren farklı bir tablo ortaya çıkacak.
Görünüşe bakılırsa çok sayıdaki yatırımcı ve proje geliştiricisi 2013’ten önce tescil ettirebilmeleri halinde gelecekte de etkin olacak CDM projelerine yatırım yapmayı arzu ediyor. Ama bu kilit tarihten sonra CDM’nin yeni projeler için sunacağı fırsatlar belirsizleşecek. Tereddütler şimdiden su yüzüne çıkmaya başladı bile. UNEP Risoe araştırma merkezinden alınan rakamlara göre geçtiğimiz aylarda onaylanma bekleyen proje sayısında artış meydana geldi. Hatta bu artış 2008 yılı başlarındaki küresel finansal kriz öncesi dönemdeki rekor taleple yarışacak seviyedeydi. Böylece 150’den fazla yeni CDM projesi 2012 yılında önce projelerini onaylatmak isteyenlerin yoğun çabalarıyla Temmuz ayında proje havuzuna dahil oldu. Bunun sebebi ise aşikar: Proje sahipleri CER ofset kredilerinin AB-ETS’deki uygunluğunu kısıtlayacak Avrupa Birliği’nin yeni düzenlemeleri kapıya dayanmadan harekete geçmek istiyor. Şu ana kadar CER’lere gelen talebin kaynağı olan AB ise 2013 yılından itibaren yalnızca az gelişmiş ülkeler için hazırlanmış projeleri kabul edecek. Bu da şimdiye kadarki CDM projelerine sayısal olarak hakim olan Çin, Hindistan ve Brezilya’yı ve hızla gelişmekte olan öteki ülkeleri saf dışı bırakacak.
Ayrıntılar için:
http://www.carbonpositive.net/viewarticle.aspx?articleID=2370


