Bulgaristan Başbakanı Boiko Borisov, 2020 yılı yenilenebilir enerji hedeflerini yakalama konusunda ettikleri taahhüdün arkasında durduklarını, ancak şu günlerde temiz enerji teknolojisinin çok pahalı olduğunu belirtti.
Aralık ayında AB liderleri özellikle Polonya’nın desteklediği ve 2014 yılına kadar elektrik ve doğal gaz için tek bir pazar oluşturulmasını öngören teklife destek vermişti. Teklifte enerji şirketlerinin 2020 yılına kadar her yıl tüketicilerin talebini %1,5 azaltmaya yardımcı olması talep ediliyor. Teklifler AB’nin Avrupa ekonomisini “karbonsuzlaştırma” çabalarının bir parçası.
Borisov, “Bulgar halkının pahalı olan yenilenebilir enerji için ödeme yapmasını istemiyorum. Bu aşamada, rüzgar çiftliklerini ve güneş enerjisi parklarını çok pahalı olduklarından dolayı enerji şebekemize dahil etmemiz konusunda bizi zorlayan bir şey bulunmuyor” dedi.
Borisov yine de hükümet olarak, Avrupa Birliği’nin temiz enerji alternatiflerini geliştirmek için başlattığı girişimlerden kaçmadıklarını sözlerine ekledi.
Ayrıntılar için:
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ankara ile Moskova arasında geçtiğimiz günlerde imzalanan doğalgaz sevkıyatı anlaşmasının Nabucco’nun gelişimine zarar vermeyeceğini belirtti.
Rusya’nın Avrupa’ya tedarik ettiği gaz Ukrayna’da bulunan ve Sovyetler döneminden kalan boruhatları üzerinden taşınıyor. Rusya’nın Güney Akım projesi ise Avrupalı tüketicilere Rusya dışındaki ülkelerden doğalgaz tedarik etmesi planlanan Nabucco boruhattına rakip olarak görülüyor. Moskova’nın Avrupa enerji piyasasına çeşitlilik getirecek Güney Akım projesi çerçevesinde Gazprom ile BOTAS geçtiğimiz ay bir anlaşmaya varmıştı.
Önemli bir not: Hem Nabucco hem de Güney Akım boruhatlarının Türkiye’den geçmesi planlanıyor.
Ayrıntılar için:
General Motors Başkan Yardımcısı Steve Girsky Salı günü yaptığı açıklamada, Chevrolet Volt plug-in hibrit aracının yılın ilk yarısında beklenenden az satılması durumunda bu aracın üretimini azaltacaklarını belirtti. Girsky 2012 yılı için bir satış tahmini yapmaktan kaçındı.
Geçtiğimiz yıl plug-in hibrit otomobili, GM’nin beklentilerinin aşağısında alıcı bulmuş, toplamda yaklaşık 8,000 araç satılmıştı.
Ayrıntılar için:
Thomson Reuters Point Carbon analistlerinin Salı günü sonuçları açıklanan değerlendirmesine göre, dünya genelindeki karbon piyasaları geçtiğimiz yıl, bir önceki yıla göre %4 oranında değer kazanarak toplamda 96 milyar Euro değerine ulaştı. Point Carbon analistlerine göre:
- Dünyanın en büyük karbon piyasası olan AB Emisyon Ticaret Sistemi %6’lık bir artışla 76 milyar Euro değerine erişti.
- BM’nin sertifikalandırılmış emisyon azaltımları (CERs) piyasası bir önceki yıla göre %2 değer kaybederek, 2011 yılında 17.8 milyar Euro değerine geriledi.
- Kyoto Protokolü’nün gelişmiş ülkelerdeki emisyon azaltım projeleri için karbon kredisi veren Ortak Uygulama (Joint Imlementation) piyasası %40’lık bir değer artışıyla 716 milyon Euro değerine ulaştı.
- Kuzey Amerika karbon piyasasının değeri 2011 yılında azalarak 221 milyon Euro oldu.
- 2010 yılında 91 milyon Euro olan Yeni Zelanda karbon piyasasının değeri ise 2011 yılında 106 milyon Euro’ya çıktı.
Ayrıntılar için:
Çin havayolu şirketleri, AB Emisyon Ticaret Sistemi’nden doğacak hiçbir masrafı ödemeyeceklerini belirtirken, halihazırda durgunlaşan bir seyahat piyasasıyla mücadele eden Asya-Pasifik’in öteki havayolu şirketleri de doğacak ek masrafları müşterilerine ödetecek gibi görünüyor.
Dün konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Çin Hava Taşımacılığı Birliği (China Air Transport Association) Genel Sekreter Yardımcısı Cai-Habo “Çin, ETS konusunda AB ile işbirliği yapmayacaktır, bu nedenle de emisyon vergisinden doğacak ek masrafları müşterilerine yüklemeyecektir” diye konuştu.
Havayollarının ısrarla AB kanunu ihlal etmesi durumunda ise Avrupa Komisyonu’nun havayolu işletmecilerini uçuşlardan men edebilme seçeneği bulunuyor.
Cai, Çin havayolu şirketlerinin uçuşlardan kaynaklı karbon emisyon salınımını fiyatlandırması nedeniyle AB’ye karşı yasal eyleme geçmeyi düşünebileceğini söyledi. Cai, Ancak ABD’nin ETS’ye karşı yürüttüğü adli savaşı kaybetmesi ve karbon masraflarının 2013 yılı Mart ayına kadar toplanmayacak olması nedeniyle bu konuda çok aceleci olmayacaklarını ekledi.
Ayrıntılar için:
Birleşik Krallık, West Country’deki yeşil destekçilerin canı gönülden harcadığı çabalara rağmen, Avrupa’nın yenilenebilir enerji hedeflerini tutturamama yolunda muazzam bir şekilde ilerliyor. Avrupa Komisyonu’nun EurObserv’ER projesi kapsamında yayınladığı istatistiki verilere göre Birleşik Krallık yenilenebilir enerji liginde öteki 26 üye ülkenin gerisinde kalmış durumda.
Raporda, ülkenin enerji ihtiyacının 2020 yılına %15’ini yenilenebilir enerji ile karşılamasını öngören ve yasal olarak bağlayıcılığı bulunan hedefine ulaşması için üye ülkeler arasında en fazla mesafeyi kat etmesi gereken ülke olduğu belirtildi.
Ayrıntılar için:
http://www.thisiscornwall.co.uk/UK-set-miss-Euro-renewable-targets/story-14334366-detail/story.html
İlk bakışta kimse, Almanya’nın doğusundaki Feldheim adlı bu küçük köyü devrimle bağdaştıramaz belki; ama yalnızca 145 kişinin yaşadığı bu köy, Almanya’nın tamamıyla yenilenebilir enerjiden güç alan vizyonunu gerçeğe dönüştürdüğü için şimdiden dünyanın pek çok yerinden gelen çevrecilerin, uzmanların ve politikacıların istilası altında.
Ülke, Haziran ayında Merkel hükümetinin geçirdiği yasa ile on yıl içerisinde enerjisinin üçte birini rüzgar ve güneş enerjisi, jeotermal enerji, biyoenerji gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlama hedefi yolunda ilerlemeye başladı. Bir yandan da yeşil istihdamı ve enerji güvenliğini artırıp zararlı emisyonları azaltmayı amaçlayan yasayla ulaşılmak istenen nihai hedef, bu oranı 2050 yılına kadar %80’e çıkarmak.
Bu hedeflerin herbiri de dünyanın en iddialı ve pahalı hedefleri arasında gösteriledursun, ABD’den Japonya’ya öteki sanayi devi ülkeler de yenilenebilir enerjiden güç alan bir ülkeye dönüşmenin mümkün olup olmayacağını merak ediyor.
Ekonomik güçlükler yaşayan Brandenburg eyaletinin yaklaşık %30 oranında işsizliğin görüldüğü öteki köyleriyle karşılaştırıldığında, Feldheim’da işsizlik sıfır. Bu durum da yenilenebilir enerjiye yatırım yapmanın daha aydınlık bir geleceğe götürdüğünün göstergesi olarak yorumlanıyor. Köy sakinlerinin çoğu ya biyogaz üreten tesislerde ya da köyün elektriğini sağlayan rüzgar ve güneş enerjisi parklarında çalışıyor.
Feldheim’daki enerji konseptinin yaratılmasına ve gerçekleştirilmesine yardımcı olan Energiequelle şirketinin sözcüsü Werner Frohwitter’a göre, Feldheim’da bir enerji devrimi gerçekleşiyor.
Eklemekte yarar var, enerji devrimi yalnızca Feldheim gibi şehirden uzak bölgelerde yaşanmıyor. Öyle ki, Aralık ayının başlarında Berlin’de de önemli bir tanıtım yapıldı. Geri dönüştürülmüş malzemeden inşa edilen, kendi kendini idame ettirebilen, enerji verimliliğine sahip, hatta garajında elektrikli araçların şarj edilebildiği bir evin prototipiydi tanıtılan.
“Efficiency House Plus” adıyla anılan bu proje ile ilgili açıklamalarda bulunan Alman Ulaştırma Bakanı Peter Ramsauer, “Yalnızca yenilenebilir enerjiden güç alarak yaşamanın günümüzde dahi mümkün olduğunu herkese göstermek istiyoruz” dedi. Ramsauer, “Temel prensip, evin yaşamak için gerekenden daha çok enerji üretmesi. Bu fazla enerji ise elektrikle çalışan otomobilleri ve bisikletleri şarj etmek için kullanılabilir, ya da kamu şebekesine satılabilir” diye konuştu.
BMW AG, Daimler AG, Volkswagen AG ile Opel gibi Almanya’nın önde gelen dört otomobil üreticisi de bu projeye destek veriyor.
Ayrıntılar için:
Rusya Çarşamba günü Türkiye’den aldığı onay ile birlikte, Avrupa’nın Rus doğalgazına olan bağımlılığını artıracak Güney Akım projesinin önündeki son büyük engeli de kaldırmış oldu.
Rusya ile AB arasında rakip boruhatları üzerine bir süredir devam eden çekişmeyi daha da sertleştiren bu gelişme Ukrayna’nın da kendi boruhattı sisteminin kontrolünü Rusya’ya vermesi yönündeki baskıyı artırdı.
Projenin ana hissedarı olan ve Avrupa’ya verilen gazın büyük kısmını tedarik eden Gazprom’da konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, Türkiye’nin onayının Güney Akım projesinin planlandığı şekilde 2015 sonuna kadar hayata geçirilecek olması anlamına geldiği belirtildi.
Bir Avrupa Komisyonu sözcüsü ise Güney Akım anlaşmasının sonuca fazla bir etkisi olmayacağını ve “mevcut çerçeve ile yükümlülükleri etkilemeyeceğini” ifade etti. AB yetkilileri Güney Akım’ın Nabucco gibi proje aşamasına gelmediği fikrinde.
Güney Akım projesi üzerine anlaşmaya varıldığı haberi, Azerbaycan ile bazı Orta Asya ülkelerinden Avrupa’ya doğalgaz taşınmasını öngören Nabucco projesinin güçlüklerle karşı karşıya bulunduğu bir zamanda geldi. AB, projeyi birliğin Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmak için öne sürmüştü. Ne var ki Azerbaycan da geçtiğimiz günlerde Türkiye’den geçecek ve Nabucco’nun güzergahına paralel olacak kendi boruhattını inşa etmeyi planladığını açıkladı.
Ayrıntılar için:
http://online.wsj.com/article/SB10001424052970204632204577126220469891132.html
Çin, önümüzdeki yıl enerji tasarrufu hedeflerine ulaşmak ve ekonomisini yeniden yapılandırmak amacıyla başlatacağı pilot uygulama ile seragazı emisyonlarını ve enerji tüketimini ölçen endeksler yayınlayacak.
Ulusal İstatistik Bürosu (NBS) bünyesinde yer alan enerji istatistiği departmanı direktörü Wen Jianwu, endeksleri belirli aralıklarla yayınlamayı planladıklarını belirtti.
China Daily’ye açıklamalarda bulunan Wen, önümüzdeki yılın ilk yarısında inşaat ve hizmet sektörlerindeki enerji tasarrufu ile geri dönüşümü denetleyecek istatistik bazlı bir değerlendirme sisteminin uygulamaya konacağını söyledi.
Sistemin deneneceği beş eyalet arasında Doğu Çin’deki Shandong ile Kuzey Çin’deki Shanxi eyaletleri bulunuyor.
Ayrıntılar için:
http://www.chinadaily.com.cn/usa/china/2011-12/27/content_14331600.htm
Durban’da temaslarda bulunan delegeler, fakir ülkelerin küresel ısınmanın etkilerinden korunmalarına ve iklim değişikliğine karşı mücadele yeni bir küresel çabaya doğru yol almalarına yardımcı olacak Yeşil İklim Fonu’na son şeklini vermeye yaklaştı.
Zengin ülkeler, yükselen sıcaklıklardan doğrudan etkilenen fakir ülkelerin ekonomilerini bu şartlara uyumlu hale getirmeleri ve olumsuz hava koşullarından kendilerini korumaları için 2020 yılına kadar her yıl 100 milyar dolar yardım taahhüdünde bulunmuştu.
Fonu eleştirenler, fonun kaynakları ve toplanan paranın nasıl harcanacağı hususlarında bir anlaşmaya varılmadığı müddetçe fonun boş laftan ibaret olacağını söylüyor.
ABD İklim Elçisi Todd Stern, “Bu konuyu olumlu bir şekilde sonuçlandıracağımıza inanıyorum. Geriye birkaç teknik ve operasyonel ayrıntının müzakere edilmesi kaldı” dedi.
Bazı kaynaklara göre ise ABD; Çin, Brezilya, Meksika gibi gelişmekte olan ülkelerin de desteğini alan fon için uzun dönemli finansmanın nereden bulunacağı ve fondan yararlanacak fakir ülkelerin ihtiyaçlarının nasıl ölçüleceği konularında sıkı pazarlık yapıyor.
Uluslararası nakliyat sırasında salınan emisyonların fiyatlandırılması nakit para için bir seçenek olabilir, ancak bakanların taslaklarda yer bulan bu öneriyi benimseyip benimsemeyecekleri henüz belli değil.
Daha önceki BM görüşmelerinde de nakliyat kaynaklı emisyonlarla ilgili bir maddenin taslağa dahil edilmesi denenmiş ancak nihai taslakta böyle bir ifadeye yer verilmemişti.
Konu ile ilgili görüşlerini paylaşan HSBC iklim değişikliği analistlerinden Nick Robbins ise böyle bir fonun bu hafta tesis edilmesi halinde bile uygulamadaki gerçekliklerin fonun etkisini birkaç yıl sınırlandıracağını söyledi. Robbins, “Fonun kurulması en az 12 ay sürecektir. Ekspertiz süreci de düşünüldüğünde muhtemelen 2015 yılına kadar fondan harcama yapılamayacaktır” dedi.
Ayrıntılar için:
http://af.reuters.com/article/topNews/idAFJOE7B702420111208?pageNumber=1&virtualBrandChannel=0


