Blog Archives

Campbell’s, GE, HP ve Nike “yeşil düşünen” şirketlerin zirvesinde

Sürdürülebilirlik konusunda danışmanlık hizmeti veren İngiltere merkezli TwoTomorrows şirketi yeni bir rapor hazırladı. Raporda, öyle olmadıkları halde çevresel sorumluluklarını yerine getiriyormuş izlenimi veren şirketleri ortaya çıkarmak ve hangi şirketlerin sürdürülebilirlik çabalarıyla markalarına değer ve istikrar kattığını tespit etmek amaçlandı. 92 şirketin sürdürülebilirlik performanslarına göre sekiz gruba ayrıldığı raporda yalnızca 11 firmanın notu AAA olarak belirlendi. Bu nota sadece Campbell’s, Danone, General Electric, Glaxosmithkline, HP, Intel, Nestle, Nike, Panasonic, Siemens ve Unilever layık görüldü.

Two Tomorrows Grubu İcra Kurulu Başkanı Mark Line, “En üst kategoride yer alan şirketlerde farklı olan şeyler var. Hiçbiri de sürdürülebilirlik ile ilgili temel sorunlara eğilmekte bir diğerinden geri kalmıyor. Bu sorunlara örnek olarak yenilenebilir olmayan kaynaklara bağımlılık verilebilir. Endişelerin olduğu yerlerde bu şirketlerin farklı bir modele geçiş yapmak için çok belirgin bir yol haritası çizdiklerini görüyoruz. Bunun dışında, yeni ve daha sürdürülebilir olanaklar için inovasyon peşinde koşmakta gösterdikleri yetenek; ortaklarında, müşterilerinde ve tüketicilerinde yankı bulmaya başlıyor” dedi.

Ayrıntılar için:

http://www.greenbiz.com/news/2011/10/19/campbells-ge-hp-nike-rank-among-top-green-minded-firms

Raporun tamamı için:

http://www.tomorrowsvaluerating.com/Page/TomorrowsValueRating2011

BM karbon kredilerinin yeni en düşük seviye rekoru

Euro bölgesinin gün geçtikçe kötüye giden borç krizi ve ekonomik büyümesinin yavaşlama ihtimali ofset piyasasını da vurdu. BM karbon kredileri Cuma günü 7,13 Euro’ya kadar gerileyerek en düşük seviyesinden işlem gördü.

Küresel ekonomik manzaranın kötüleşmesi, etkin sanayi üretiminden doğacak seragazı salınımıyla doğrudan ilgili olan emisyon izinleri üzerinde de baskı yarattı.

Dünyanın en kötü performanslı emtiası BM karbon ofsetleri özellikle de bir BM iklim panelinin, ana talep piyasası konumundaki AB emisyon ticaret sistemindeki bolluğa bakmaksızın yeni ofsetleri piyasaya sürmeye devam etmesinden kötü etkilendi.

Ayrıntılar için:

http://www.reuters.com/article/2011/10/14/us-carbon-price-idUSTRE79D15T20111014?feedType=RSS&feedName=GCA-GreenBusiness&utm_source=feedburner&utm_medium=feed&utm_campaign=Feed%3A+reuters%2FUSgreenbusinessNews+%28News+%2F+US+%2F+Green+Business%29

Avustralya parlamentosu ihtilaflı karbon vergisini onayladı

Avustralya Temsilciler Meclisi tartışmalara neden olan karbon vergisi yasasını 72’ye karşı 74 oyla kabul etti.

Yasa ülkede en çok karbon salınımı yapan 500 kuruma, saldıkları her bir ton karbondioksit için para ödeme zorunluluğu getirecek. Hükümetin iklim değişikliğine karşı mücadele stratejisinin merkezinde yer alan vergi, muhalefet tarafından da eleştiriliyor. Muhalefet verginin iş kayıplarına ve hayat pahalılığına yol açacağını savunuyor.

Avustralya dünyanın en büyük kömür ihracatçısı ve kişi başına en fazla seragazı salan ülkelerden biri.

Ayrıntılar için:

http://www.bbc.co.uk/news/world-asia-pacific-15269033

Putin “gaz” gölgesinde Çin gezisine başlıyor

Rusya Başbakanı Vladimir Putin Çin gezisine mevkidaşı Wen Jiabao ile görüşerek başladı. İki tarafın da karşılıklı iyi niyet ifadelerine rağmen ziyaretin büyük bir gaz anlaşmasının önünü açması muhtemel görünmüyor.

Çin’in Xinhua haber ajansı Putin’in ziyaretinden övgüyle bahsetti ve ziyaretin “gittikçe derinleşen Çin-Rusya işbirliğini temsil ettiğini” belirtti. Ne var ki iki büyük komşu,  yıllardır müzakere ettikleri büyük kapsamlı bir gaz anlaşmasını henüz imzalayamadı.

Çetrefil gaz müzakereleri, Moskova ile Pekin arasında sıkça tekrarlanan dostluk ifadelerine rağmen karşılıklı güvensizlikten ötürü ilişkilerin sekteye uğradığının bir göstergesi. Özellikle de Rusya tarafında hissedilen bu güvensizlik Soğuk Savaş yıllarına kadar uzanıyor ve o yıllardaki sınır anlaşmazlıkları nedeniyle savaşa ramak kaldığından bu yana ilişkilere güvensizlik yön veriyor.

Ancak yakınlarda iki komşu da  ABD ve müttefiklerinin uluslararası arenada aşırı müdahale ve baskı olarak değerlendirdikleri eylemlerine karşı ortak paydada buluşarak muhalefet etti.

Rusya ve Çin geçtiğimiz hafta güçlerini birleştirerek Avrupa ülkelerinin Suriye’yi protestoculara kanlı bir şekilde müdahale ettiği gerekçesiyle kınadığı BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını veto etmişti.

Ayrıntılar için:

http://www.reuters.com/article/2011/10/11/china-russia-idUSL3E7LB0FH20111011?feedType=RSS&feedName=rbssEnergyNews&utm_source=feedburner&utm_medium=feed&utm_campaign=Feed%3A+reuters%2FUSenergyNews+%28News+%2F+US+%2F+Energy%29

Fransa’ya göre Fukushima’dan sonra nükleer iştah kesilmedi

Fransa Enerji Bakanı Eric Besson Reuters’a yaptığı açıklamada Fransa’daki 60. nükleer santrali inşa etme planlarında bazı gecikmelere rağmen bir değişiklik olmadığını belirtti. Besson, Avrupa ve gelişmekte olan ülkelerde atom enerjisi santralleri kurmak için çok sayıda muhtemel anlaşmayı incelediklerini de ifade etti.

Mart ayında Japonya’daki Fukushima nükleer santralinde meydana gelen radyoaktif sızıntının nükleer enerjiye olan ilgiyi azaltmadığını söyleyen Besson, Fransa’nın on yıllardır biriktirdiği nükleer deneyiminden Hindistan Çin, İngiltere, Polonya, Güney Afrika, Türkiye ve Brezilya gibi ülkelere teknolojisini satarak kazanç sağlamayı umduğunu sözlerine ekledi.

Fransız Areva grubunun Finlandiya’da inşa ettiği reaktörü gezen Besson, “Bazı ülkeler nükleer programlarını sonlandırmış olabilir, ama genele bakıldığında böyle bir durum söz konusu değil. Programlarını yeniden başlatan ya da gözden geçiren ülkelerin listesi de hiç kısa değil” diye konuştu.

Ayrıntılar için:

http://www.reuters.com/article/2011/10/10/us-france-energy-besson-idUSTRE79942220111010?feedType=RSS&feedName=GCA-GreenBusiness&utm_source=feedburner&utm_medium=feed&utm_campaign=Feed%3A+reuters%2FUSgreenbusinessNews+%28News+%2F+US+%2F+Green+Business%29

Avrupalılar ekonomik krizden çok iklim değişikliğinden endişe ediyor

Haziran ayında 27 ülkeden 27,000 katılımcı ile gerçekleştirilen Eurobarometer anketinin sonuçları açıklandı. Buna göre AB kamuoyunun büyük kısmı küresel ısınmayı dünyanın karşı karşıya kaldığı en tehlikeli sorunlardan biri olarak görüyor. Ankete katılanların %51’i küresel ısınmayı en ciddi sorun olarak tanımlıyor. Genele bakıldığında ise katılımcılara göre iklim değişikliği, yoksulluğun hemen ardından dünyanın yüzleştiği en önemli mesele.

Avrupa Birliği İklim Komisyonu üyelerinden Connie Hedegaard konu ile ilgili yaptığı açıklamada sonucu yüreklendirici bir haber olarak niteledi. Hedegaard, “Bu araştırma da gösteriyor ki Avrupa vatandaşları karşı karşıya kaldığımız tek sorunun ekonomik sıkıntılar olmadığının farkındadır. Avrupalıların büyük çoğunluğu, politikacılarından ve iş dünyası liderlerinden bu önemli iklim meselesine bir an önce eğilmelerini bekliyor” dedi.

İklim değişikliğini çok ciddi bir problem olarak tanımlayan kişilerin sayısı da (%68), anketin en son düzenlendiği 2009 yılına oranla (%64) az da olsa bir artış gösterdi.

Bunun yanı sıra, katılımcılar iklim değişikliği ile mücadele etmenin ekonomik faydaları olduğunu belirtti. Her 10 kişiden 8’i bu sorunu ele almanın ekonomik bir canlanma getireceğini ve yeni iş imkanları yaratacağını ifade etti. İki yıl önce bu oran %66’nın biraz altındaydı.

Ankette ortaya çıkan bir başka sonuç da kamuoyunun seragazı salınımını cezalandırmak  ve enerji verimliliğini teşvik etmek için vergi alınmasına geniş destek vermesi oldu. AB genelinin ortalama %68’i böyle bir adımdan yana olacaklarını belirtti.

Anketin sonuçları Avrupa Komisyonu tarafından da memnuniyetle karşılandı ve üye ülkelerin iklim değişikliği mücadelesinde alınan tedbirlere destek vermeye devam ettiğinin kanıtı şeklinde yorumlandı.

Bu günlerde AB, birliğin emisyonlarını 2020 yılına kadar 1990 seviyelerinin %20 altına çekme hedefini daha da pekiştirmeyi, bu hedefi %30’a çıkarmayı tartışıyor.

Ayrıntılar için:

http://www.guardian.co.uk/environment/2011/oct/07/europeans-climate-change-poll

EPA, emisyon düzenlemelerinin yumuşatılacağını doğruladı

Amerikan Çevre Koruma Ajansı (EPA) yakında kamuoyuna sunacağı enerji santrali emisyon düzenlemelerinde, planlanandan %1.3 daha fazla sülfür dioksit ve nitrojen oksit salınımına yol açacak “küçük” değişiklikler yapacağını doğruladı.

Ajans, Cross-State Air Pollution Rule kapsamında yer alan 27 eyaletin 10’una, öteki eyaletlerden %1 daha fazla kirletme izni kredisi verileceğini, böylece bu eyaletlerdeki hava kalitesi standartlarının daha esnek hale getirileceğini açıkladı.

EPA, yapılan değişikliklerin düzenlemelerin etkisini zayıflatma amacı taşımadığının ve eyaletler tarafından sunulan en son kirlilik verilerine dayalı olağan bir değişiklik olduğunun altını çizdi.

Değişiklik, kuralların esnetilmesi için lobi yapan sektörler ve eyaletler için zafer niteliği taşıyor.

Ayrıntılar için:

http://www.businessgreen.com/bg/news/2115461/epa-confirms-plan-relax-emissions-rules

AB, havayolu şirketleri için uygulamaya koyacağı planı yumuşattı

Geçtiğimiz Pazartesi günü bir AB yetkilisi tarafından yapılan açıklamaya göre iklim değişikliği sürecini yavaşlatmak için hazırlanan AB planında, havayolu şirketlerine verilecek karbon emisyonu izinlerinin %85’i bedava olacak. Şirketlerin bedava verilen izinlerin maddi karşılığını filolarını modernize ederken kullanması umuluyor.

AB İklim Eylemi Genel Direktörü Jos Delbeke, ilk yıl sektörün ekonomik anlamda daha az etkilenmesi için havayolu şirketlerine verecekleri kotaların  %85’inin bedava olacağını açıkladı. Delbeke, havayolu şirketlerinin bu izinlerin ek maliyetini yolcularından karşılamalarına müsaade edileceğini belirtirken, bilet fiyatlarındaki muhtemel artışın 2 ile 12 Euro arasında gerçekleşmesini beklediğini söyledi.

Avrupa Komisyonu’nun iklim eyleminden sorumlu üyesi Connie Hedegaard da şirketlere ücretsiz verilen izinlerin havacılık sanayisine önümüzdeki on yılda 20 milyar Euro’dan fazla tasarruf ettireceğini ifade etti. Hedegaard, “Havayolu şirketleri elde edebilecekleri bu  gelirle filolarını modernize etmeye, yakıt verimliliğini artırmaya ve fosil olmayan yakıtları kullanmaya daha fazla yatırım yapabilir” dedi.

Ayrıntılar için:

http://www.google.com/hostednews/ap/article/ALeqM5h7fIgXQtZIIW2UmPg3sTN9gBbMkg?docId=0ebea0105eee42208e5d9d56b27ef98b

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan Türkiye’ye yeşil enerji için 225 milyon Euro

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan (EBRD) bugün yapılan açıklamaya göre özel sektördeki yenilenebilir enerji ve sektörel enerji verimliliği projelerine tahsis edilmek üzere Türk bankalarına 225 milyon Euro kredi verilecek.

EBRD’nin geçtiğimiz yılın Aralık ayında başlattığı Orta Ölçekli Sürdürülebilir Enerji Finansmanı (Mid-Size Sustainable Energy Financing Facility (MidSEFF)) programı kapsamında Türk bankalarına şimdiye kadar toplamda 300 milyon Euro kredi verildi. Bu bankalar arasında Garanti Bankası, DenizBank, Vakıfbank ile Akbank bulunuyor.

Kaynak: ADP News

Fatih Birol: “Enerji ithalatı azaltılmalı”

Uluslararası Enerji Kurumu’nun (IEA) baş ekonomisti Fatih Birol, BM Genel Sekreteri Ban-Ki Moon tarafından, gelişmekte olan ülkelerin enerji ihtiyacı ile ilgili çalışmalar yürütecek yüksek enerji komisyonuna davet edildi. Bununla ilgili bir basın toplantısı düzenleyen Birol, Türkiye’nin gelecekteki enerji politikasına da değindi.

Türkiye’nin bugünkü ekonomik başarısının enerji politikasına mutlak surette bağlı olduğunu belirten Birol, “Şu andaki cari açık sorununu çözmek için petrol fiyatlarından kaynaklanan yükü azaltmak önemli. İthal petrolün yüksek fiyatı Türk ekonomisine yük oluyor” dedi.

Nükleer enerji tartışmaları hakkında da konuşan Birol, nükleer enerjinin hem Türkiye hem de dünya için vazgeçilmez bir kaynak olduğunu söyledi. Türkiye’nin enerji talebinin ekonomik kalkınmasına paralel artış gösterdiğini de ekleyen Birol,  “Türkiye’nin enerjide öteki ülkelere olan bağımlılığı büyümesini olumsuz yönde etkileyebilir. Türkiye, bölgedeki iktisadi ve jeopolitik etkisini artırmak için [nükleer] enerji yatırımlarını ertelememelidir” dedi. Birol’a göre petrol ithalatının nasıl azaltılabileceğine ve nükleer ile yenilenebilir enerji yatırımlarının petrol ve doğal gaza olan bağımlılığı nasıl aşağı çekeceğine odaklanılmalı.

Ayrıntılar için:

http://www.todayszaman.com/news-257143-turkish-energy-expert-urges-reduction-of-energy-imports.html