2 Aralık’ta yürürlüğe giren yeni düzenleme AB’nin 2009 yılında Rusya ile yaşadığı gaz tedarik krizinden gerekli dersleri aldığını gösteriyor. Düzenleme iç enerji piyasası çerçevesinde getirdiği yeni kurallarla üye devletleri ve gaz piyasası katılımcılarını olası bir gaz güvenliği aksamasında önceden etkili önlemler almaya hazırlıyor.
Yeni kurallar arasında,
- Risk değerlendirmesi yaparak gaz güvenliğini tehdit eden risklerin tespit edilmesi
- Tespit edilen riskleri ortadan kaldırmak için koruyucu eylem ve acil durum planları hazırlanması
- Evlere ve öncelikli olarak gaz sağlanması gereken müşterilere en kötü koşullar altında bile en az 30 gün boyunca gaz temininin garanti edilmesi
- Komisyon ve Gaz Koordinasyon Grubu ile işbirliğine gidilmesi, ayrıca üye devletlerin mekanizmalarından yararlanılarak AB kanunları kapsamında herhangi bir aksama durumunun birlik duygusuyla ve etkili bir şekilde idare edilmesi
- Gaz temini güvenlik önlemlerinde bölgesel bir yaklaşım gösterilmesi
- Gaz güvenliği ile ilgili bütün acil durum önlemleri ile kamu hizmeti yükümlülüklerinde şeffaflık ilkesinin ön plana çıkarılması ve imzalanan gaz anlaşmaları ile ilgili bilgi alış verişinin artırılması bulunuyor.
Ayrıntılar için:
ABD Cancun İklim Değişikliği Zirvesi’nden dengeli bir sonuç çıkmasını bekliyor.
ABD iklim değişikliği özel temsilcisi Todd Stern, “Yapmamız gereken şey Kopenhag Mutabakatı’nda geçen karbon emisyonlarını azaltma, finanse etme, şeffaflık, teknoloji, adaptasyon ile REDD’i (Ormansızlaşma ve Ormanların Tahribinden Kaynaklanan Emisyonların Azaltılması) de içeren bütün temel konuları karara bağlayan dengeli bir paket meydana getirmek“ diye konuştu.
Sıraladığı bu konuların her birinde de aynı düzeyde ilerleme getirmeyecek bir anlaşmanın kabul edilemeyeceğini ifade eden Stern, “Bu konular zor konular, bunlarla başka zaman ilgileniriz diyenler yeterince çabalamayanlardır” dedi ve ekledi: “Aslında bunların hiçbiri de öyle zor konular değil üstelik birini bile yarına ertelemeyiz.”
Farklılıklar olsa da zirvede olumlu yönde gelişmelerin de yaşandığını belirten Stern farklılıkların bir şekilde aşılacağına inandığını söyledi.
Ayrıntılar için:
http://news.xinhuanet.com/english2010/world/2010-12/04/c_13634725.htm
Cancun Zirvesi’nin ilk haftası sona eriyor ancak henüz herhangi bir anlaşma zemini oluşmamış görünüyor.
Geçtiğimiz hafta zirvede öne çıkan talep, Kyoto Protokolü’nün uzatılmasıydı. Dünyayı en çok kirleten ülkelerden Çin’in de aralarında bulunduğu birçok gelişmekte olan ülke, zengin ülkelerin 2012 yılına kadar karbon emisyonlarını %5 oranında azaltmasını şart koşan bu protokolün bir süre daha bağlayıcı olmasını talep etti.
Çünkü gelişmekte olan ülkeler küresel ısınmanın asıl sorumlusunu sanayileşmiş devletler olarak görüyor ve onlar dururken kendilerinin yasalarla emisyonlarını azaltmaya zorlanmalarını adaletsiz buluyorlar.
Pek çok Batılı devlet ise Çin, Hindistan ve diğer fakir ülkeleri de bağlayacak bir anlaşmanın imzalanmasını destekliyor.
ABD’den anlaşma konusunda bir atılım görmeyi beklemeyen ülkeler ekonomik açıdan zararlarına olacak, emisyonlarını azaltmalarını zorunlu kılan bir anlaşma imzalamaya isteksizler.
Çin de ekonomik kalkınmasının Batılı ülkelerce yavaşlatılmasını engellemek için kanunen bağlayıcı bir anlaşma imzalamak istemiyor. Cancun Zirvesi’nin devletleri bir anlaşmaya ikna edip etmeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Ayrıntılar için:
BM’nin geçtiğimiz günlerde yayınladığı yükselen su seviyelerinin dünyayı yaşanmaz kılacağına dair raporu küçük ada devletlerini harekete geçirdi. Devletler halklarının “neslinin tükenmemesi” için Cancun’da“iklim değişikliği sigorta fonu” oluşturulmasını istedi.
Karayipler’de iklim değişikliğinin etkileri konulu rapor, küresel ısınmanın devam etmesi durumunda deniz seviyesinin iki metre yükseleceğini gösteriyor. Ayrıca raporda kasırga ve dev fırtına dalgalarının da sıklıkla meydana geleceği belirtiliyor.
Oxford Üniversitesi’nin rapor üzerindeki çalışmasına göre böyle bir durumda 260,000 kişi yerinden edilecek, bir milyon kişi su baskını tehlikesiyle karşı karşıya kalacak ve turizm sektörü her yıl milyarlarca dolar zarara uğrayacak.
Araştırmaların öngördüğü şekilde küresel ısınmanın kurbanı olmak istemeyen devletler iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele edebilmeleri için emisyonların azaltılmasının yanı sıra “küresel bir sigorta fonu” tahsis edilmesini talep ediyorlar.
Ayrıntılar için:
Çin 2010 yılı için belirlediği enerji verimliliği hedefine kirlenmeye neden olan ana emisyon kaynaklarını azaltarak ulaştı. Ülkenin üst düzey ekonomik planlama ajansının başkan yardımcısı Xie Zhenhua, “Bu başarı Çin’e büyük ve sorumluluk sahibi bir ülke imajını vermiştir” dedi.
Gayri safi yurtiçi hâsılası birimi başına, başka bir deyişle karbon yoğunluğuna göre enerji tüketimini azaltan Çin, emisyonlarını bu yılın sonuna kadar 2005 seviyesinin %20’si oranında azaltmayı, 2020’ye kadar ise aynı seviyenin %40-45 aşağısına çekmeyi hedefliyor.
Ayrıntılar için:
http://news.yahoo.com/s/afp/20101201/wl_asia_afp/unclimatewarmingchinaemissions
BM, aydınlatma sanayisi ile işbirliği yaparak Çin, Rusya, Vietnam ve Fas gibi ülkelerde de akkor lambaların aşamalı olarak kullanımdan kaldırılmasına çalışacak.
BM Çevre Programı başkanı Achim Steiner, böyle bir değişikliğin yalnızca iklim değişikliğini önlemeye yararlı olmakla kalmayıp ekonomiye de fayda sağlayacağını ifade etti. Steiner’a göre, işletmeler böylece aydınlatma masraflarından tasarruf edecek ve elektrik santrallerine eskisi kadar ihtiyaç duyulmayacak.
Ayrıca fiyatlar düşeceği için fakir kesim de aydınlatma imkânına kavuşup petrol kaynaklı kerosen (gazyağı) maddesinin zararlı ve çevreyi kirletici etkilerinden korunabilecek.
BM’in yürüttüğü araştırmaya göre her ülke akkor lambalardan enerji verimliliği yüksek alternatiflere yönelirse, dünyanın aydınlatma talebi %2’nin üzerinde bir oranda azalacak. Bu da 800 milyon tonluk bir karbon emisyonu kesintisine denk geliyor.
Cancun Zirvesi’nde sunulan bu araştırma iklim değişikliği ile mücadelenin dünyanın birlik olması durumunda ne kadar kolaylaşacağını bir kere daha göstermiş oldu.
Ayrıntılar için:
AB iklim komisyonu üyesi Connie Hedegaard, Cancun’da somut bir ilerleme kaydedilmezse uluslar arası görüşmeler “hız ve odak” kaybedecek dedi. İklim değişikliği ile mücadelede ilerleme kaydedemeyen ülkeleri de eleştiren Hedegaard, “AB Cancun’da kabul edilecek iddialı bir küresel iklim çerçevesine evet demeye hazır. Ne yazık ki bazı büyük ekonomiler buna hazır değil. ABD senatosu hala yeni bir mevzuat hazırlamadı” diye konuştu.
Yine de AB’nin Cancun’dan beklentisi düşük. AB yağmur ormanlarını korumak, yeşil teknolojiyi paylaşmak ve emisyonlarını azaltmaları karşılığında fakir ülkelere verilecek bağışları takip etmek için küçük ve somut tedbirler almayı hedefliyor.
Ayrıntılar için:
Kaygılı Bilimadamları Birliği (UCS) strateji ve politika müdürü Alden Meyer, diğer ülkelerin ABD olmadan bir iklim anlaşmasına varmasını önerdi. Meyer, “ABD diğer bütün devletlerden daha çok güce sahip ancak iç işlerinden kaynaklanan özel durumundan dolayı emisyonları ile ilgili daha keskin taahhütler verecek durumda değil. Önümüzdeki birkaç sene içinde de ABD’de kapsamlı bir iklim mevzuatının oluşturulmayacağı ortada” dedi.
Greenpeace İklim Politikası Müdürü Wendel Trio ise AB ve diğer ülkelerin ABD olmadan, emisyonlarını daha da çok azaltma taahhüdü vermesi gerektiğini belirtti.
Ayrıntılar için:
BM Gıda Hakkı raportörü Olivier De Schuetter Cancun Zirvesi’ni, küresel ısınmanın açlık ve fakirlik üzerindeki etkisine tarım için “Yeşil Marshall Planı” hazırlayarak karşılık vermeye çağırdı.
Ayrıntılar için:
http://uk.news.yahoo.com/18/20101129/tsc-un-food-expert-urges-green-marshall-f86fa4c.html
Cancun Zirvesi’nde konuşan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) başkanı Dr. Rajendra Pachauri panelin yayınlayacağı bir sonraki değerlendirme raporunda (AR5) artan ısı tehdidinin yanı sıra ısınmayı tersine çevirebilecek “geo-mühendislik” alternatiflerinin de yer alacağını belirtti.
Seragazlarının bu hızla salınmaya devam etmesi durumunda önümüzdeki 50 yıl içinde felaket düzeyde bir ısınmanın gerçekleşeceğini ifade eden Pachauri, IPCC’nin hazırladığı alternatifler listesinde güneş ışınını yansıtmak için uzaya aynalar yerleştirilmesi, havadaki karbonu emecek yapay ağaçlar geliştirilmesi ve sülfat zerreleri yardımıyla güneş ışınlarını uzaya dağıtacak yapay volkanların bulunduğunu söyledi.
Ayrıntılar için:


