Blog Archives

Plastik atık bilincini artırmak

Pek çoğumuz karbon ayakizi kavramını bir şekilde duymuşuzdur. Su ayakizi de bazılarımıza yabancı gelmeyebilir, ama plastik ayakizinden haberi olan var mı? Merak etmeyin, yakında onu da sık sık duymaya başlayacağız.

Ekim ayından itibaren dünya genelindeki yüzlerce şirkete ve kuruma plastik kullanımlarını değerlendirmelerini ve raporlamalarını isteyen bir anket yollanacak. Ankette şirketlerden ne kadar plastik kullandıkları, bunları geri dönüştürmek için hangi süreçleri izledikleri,  kurumlarındaki plastik tüketimlerini azaltmak ve geri dönüştürülmüş ya da biyolojik olarak parçalanabilen plastik kullanımı oranını artırmak için hangi yöntemleri benimsedikleri gibi soruları cevaplamaları istenecek.

Girişimin arkasındaki isimlerden kendisi de Hong Kong’da bir çevre müteşebbisi olan Doug Woodring, amaçlarının şirketlerin plastiği daha akıllıca yönetmesini ve kullanmasını sağlamak, bunu yapan şirketleri de hem müşterilere hem de yatırımcılara tanıtmak olduğunu belirtti.

Plastik Saydamlık Projesi (The Plastic Disclosure Project) şirketler, üniversiteler, hastaneler ve spor grupları gibi büyük plastik kullanıcılarının bilincini artırarak plastik kullanım davranışlarını ve alışkanlıklarını değiştirmeyi amaçlıyor.

Pek çok kuruluş karbon emisyonlarının ve su kullanımının bilincinde olsa da plastik kullanımı genel olarak bakıldığında bilinçlerde bu denli yer etmiş değil. Ancak bilim insanları ve kampanyaya destek verenler tutumsuzca kullanılan( tek kullanımlık şişeler ve ambalajlamada olduğu gibi) ya da nehir ve okyanuslarda çöp olarak karşımıza çıkan plastik miktarının tehlikeli boyutlara ulaştığını dillendirmekte.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi bir açıklamasında denizlerdeki atık yığınlarının “dünyadaki bütün okyanus ve su yollarına nüfuz eden kirlilik sorunlarından biri haline geldiğini” belirtmiş, Avrupa’da da AB Denizcilik ve Balıkçılık konularından sorumlu komisyon üyesi Maria Damanaki Akdeniz’deki kirliliğin “alarm verdiğini” açıklamıştı.

Nedenine gelince: Dünya genelinde her yıl yaklaşık 300 milyon ton plastik üretiliyor ve bunun yalnızca %10’u geri dönüştürülüyor. Öylesine çöpe atılan plastiklerin ise tahminen yedi milyon tonu denizlere karışıp,  denizlerde yıllar içinde parçalarına ayrışıyor. Parçalar ne kadar küçük olursa denizdeki canlılar tarafından yutulması o kadar kolaylaşıyor. (Bir araştırmaya göre Kuzey Pasifik’teki balıklar yılda yaklaşık 24,000 ton plastik atık yiyor.)

Şirketleri, tedarikçilerini ve hizmet sağlayıcılarını plastik ayakizlerini gönüllü olarak değerlendirmeye yöneltecek proje, sorun ile ilgili bilinci ve plastik tasarrufunu artırıp tüketim modellerini değiştirmeyi hedefliyor.

Bazı şirketler bu konuda çalışmalarına başladı bile. İsveçli ev aletleri üreticisi Electrolux,  geri dönüştürülmüş plastikten ürettiği elektrikli süpürgeleri Şubat ayında piyasaya sürdü. Coca-Cola yeni geliştirdiği plastik şişede bitki bazlı materyallerden yararlandı. Aynı şekilde Procter & Gamble da uzun vadede ürünlerinde ve ürün paketlerinde %100 geri dönüştürülmüş ya da yenilenebilir materyaller kullanmayı hedefliyor.

Ayrıntılar için:

http://www.nytimes.com/2011/08/15/business/energy-environment/raising-awareness-of-plastic-waste.html?_r=2&scp=3&sq=climate+change&st=nyt

Endonezya emisyon hedeflerini tutturmak için orman yangınlarıyla mücadele etmeli

Yüksek karbon salınımı oranları Endonezya’yı ABD ve Çin’in ardından dünyayı en çok kirleten üçüncü ülke konumuna getirdi.

Ancak ülkenin İklim Değişikliği Ulusal Konseyi başkanı Rachmat Witoelar’a göre bu bilgi doğru değil. Rachmat, 1997-1998 ve 2006 yıllarında ülkede çıkan orman yangınlarından dolayı uluslararası kamuoyunun Endonezya’yı bu şekilde değerlendirdiğini belirtti.

Endonezya 2009 yılındaki G20 Zirvesi’nde karbon salınımını azaltma taahhüdü vermişti.

Emisyonlarını 2020’ye kadar %26 azaltma sözü veren Endonezya’nın kararı, emisyon azaltmayı taahhüt eden gelişmekte olan ilk ülke olmasından dolayı memnuniyetle karşılanmıştı.

Rachmat hedeflerine ulaşacaklarını söylerken hangi alanlara yoğunlaşıp nasıl ilerleneceğine akıllıca karar verilmesi durumunda ekonomik büyümenin yavaşlamayacağının da altını çizdi.

Ayrıntılar için:

http://www.thejakartapost.com/news/2011/08/15/ri-must-fight-forest-fires-meet-emissions-target.html

Toys R Us ile Coast Guard güneş enerjisine yönelirken ThyssenKrupp sıfır atık yolunda ilerliyor

Toys R Us yeşil enerjiyle aydınlatılıyor: Şirketin New Jersey’deki en büyük dağıtım merkezi bundan böyle Constellation Energy tarafından inşa edilen 5.38 megawatt’lık çatı üstü güneş enerjisi sistemi ile aydınlatılacak. Sistem, merkezin elektrik ihtiyacının %72’sini karşılayacak kadar enerji üretebiliyor.

Güneş enerjisi, kendi yapım masrafını karşılıyor: Amerikan Coast Guard ile Schneider Elektrik bu hafta  50 milyon dolarlık bir enerji tasarrufu performansı anlaşması imzaladı. Buna göre, 2.89 MW’lık fotovoltaik paneller Coast Guard’ın Puerto Rico’da bulunan konut ve tesislerine yerleştirilecek.

ThyssenKrupp asansörleri son sürat sıfır atığa koşuyor: Şirketin bugün yayınlanan CSR raporuna göre, benimsenen yeni geri dönüşüm programı sayesinde düzenli atıklar son iki yılda %70 oranında azaldı. Öteki çevresel rakamlara gelince; şirketin 2008’den bu yana elektrik kullanımı %6, su kullanımı %3 artarken salınan seragazı emisyonu oranı %3 azaldı.

Tayvan ve Finlandiya’daki ilk yeşil binalar: Tayvan’ın ilk “karbonsuz” binası olan Ulusal Cheng Kung Universitesi’ndeki Y.S. Sun Green Building, LEED-Platin sertifikası aldı. Tamamıyla yeşil malzemeden yapılan bina aynı boyuttaki yeşil olmayan bir binaya göre %65 daha az enerji, %50 daha az su harcıyor.

Skanska tarafından inşa edilen Finlandiya’nın ilk LEED-Platin sertifikalı ofis binası da hizmete girdi.

Ayrıntılar için:

http://www.greenbiz.com/news/2011/08/12/first-takes-toys-r-us-coast-guard-get-solar-thyssenkrupp-goes-for-zero

Romanya karbon izni ticaretinin dışında bırakılabilir

Romanya raporlama (INEGES) gereklerini yerine getirene kadar ülkenin seragazı emisyonu envanteri, emisyon izni ticaretinin dışında bırakılabilir. Romanya’ya  milyarlarca euro’ya mal olacak böylesi bir durum için son karar bu ay sonunda Kyoto Protokolü’nün Uygunluk Komitesi (Conforming Committee) tarafından verilecek. Bu durumun sorumluluları arasında mevzuatın geç çıkarılması, emisyon kayıtlarını tutan Ulusal Çevre Koruma Ajansı (ANPM)’nda az sayıda çalışanın görev yapması ve bu çalışanların tecrübesizliği gösteriliyor.

Romanya kayıtları işlemden alınırsa ülke 2008 ile 2012 yılları arasında ticaretini yapabileceği 300 milyon karbon izninin ticaretini yapamayacak.

Ayrıntılar için:

http://www.actmedia.eu/2011/08/11/top+story/romania+could+be+excluded+from+the+market+of+co2+certificates+tradings+/35124

ABD güneş enerjisine yatırımını artırıyor

ABD Enerji Bakanlığı, Arizona’da inşa edilecek 290 MW’lık güneş enerjisi santrali için 967 milyon dolar kredi garantisi sunacaklarını açıkladı.

ABD Enerji Bakanı Steven Chu, inşası tamamlandığında dünyanın en büyük güneş enerjisi santrallerinden biri olacak Aqua Caliente Solar sayesinde Arizona’da istihdamın ve yenilenebilir güneş enerjisine duyulan itimadın artacağını belirtti.

Ayrıntılar için:

http://www.upi.com/Business_News/Energy-Resources/2011/08/09/US-invests-more-cash-into-solar-power/UPI-43011312885990/

Alman kalkınma bankası KfW’den offshore rüzgâra daha fazla finansal destek

Geçtiğimiz Perşembe günü Alman hükümeti KfW kalkınma bankasının 10 rüzgar çiftliğini toplamda 5 milyar Euro ile finanse etmesine karar verdi. Böylece KfW proje başına 700 milyon Euro’ya kadar fon sağlayabilecek.

Ayrıntılar için:

http://climatebonds.net/2011/08/german-govts-kfw-to-provide-greater-financing-support-for-offshore-wind/

Avustralya, emisyon ticaret sistemini Yeni Zelanda’nınkiyle birleştirebilir

Yeni Zelanda’nın karbon ticaret sisteminin ilk yılını sorunsuz bir şekilde atlatmasının ardından Avustralya da karbonu bu ülkenin sistemine göre fiyatlandırmayı düşünmeye başladı.

Yeni Zelanda karbon ticaret sisteminin ilk faaliyet raporunda, sistemin “beklentileri yerine getirdiği” ve ülkedeki seragazı emisyonlarının önemli ölçüde azaltılmasına katkı sağladığı belirtildi. Böylece Kyoto Protokolü’nde yer alan yükümlülükler rahatça yerine getirilmiş oldu.

Sistem Avustralya’da 2015 yılında başlaması öngörülen karbon ticaret sistemiyle esas itibariyle aynı şekilde faaliyet göstermesine rağmen birtakım ayrıntılarda ve fiyatlarda farklılıklar görülebiliyor. Örneğin Yeni Zelanda’da bir ton karbondioksitin fiyatı 10 dolarken Avustralya’da sistemin bir tonluk karbondioksite biçtiği açılış değeri 23 dolar.

Konu hakkında açıklamalarda bulunan Avustralya’nın iklim değişikliği ve enerji verimliliği müsteşarlarından Mark Dreyfus, “Emisyon ticaret sistemlerimizin birebir aynı olması gerekmiyor. Ancak böylesi bir ilişki her iki ülkedeki şirketlere karbon izni alıp satabilme ve karbon denkleştirme kredileri üretme imkanı sunacaktır” dedi.

Ayrıntılar için:

http://www.smh.com.au/environment/climate-change/emissions-possible-plan-to-link-carbon-pricing-with-nz-scheme-20110801-1i86b.html

Kurumsal sürdürülebilirlik projeleri yönetimi için yapabileceğiniz en iyi üç şey

Forrester araştırma şirketi,  15 çok uluslu şirketin sürdürülebilirlik stratejisi ve programlarında görev alan liderleriyle yaptığı röportajları tamamladı. Araştırmadan çıkan en önemli sonuçlardan biri tutarlı bir yönetime ve sürdürülebilirlik teşviklerine duyulan gereksinim oldu.

Yapılan bu röportajların sonucunda en önemli üç yönetimsel uygulamanın şunlar olduğu belirlendi:

  1. Hedef koyma: Karbon ayakizini ve atıkları azaltma gibi sürdürülebilirliği teşvik eden hedefler bir an önce belirlenmeli.
  2. Teşvikler yaratma:  Araştırmaya göre, yöneticilerin ve çalışanların katılımını artırmak için  sürdürülebilirlik niceliklerine artık daha çok şirket ikramiye veriyor.
  3. Yönetim yapısı oluşturmak: Sürdürülebilirlik alanındaki roller ve sorumluluklar tanımlanmalı.Sürdürülebilirlik stratejisini, organizasyonunu, sürecinive teknolojisini tanımlamak yönetim yapısı oluşturmada en önemli unsurlar. Yine açılacak bir Sürdürülebilirlik Baş Yöneticisi pozisyonu ile bu unsurlar arasında medyatörlük yapılmalı, fiili mülkiyet sahipleri arasındaki anlaşmazlıklar ortadan kaldırılmalı ya da en aza indirgenmeli.


Ayrıntılar için:

http://www.greenbiz.com/blog/2011/08/04/3-best-practices-managing-corporate-sustainability-projects

En istikrarlı temiz enerji politikaları Çin, Almanya ve Birleşik Krallık’ta

Deutsche Bank İklim Değişikliği Danışmanları tarafından hazırlanan rapora göre Çin, Almanya ve Birleşik Krallık iklim politikalarındaki şeffaflık, kesinlik ve uzun ömürlülük ile alanlarındaki en iyi üç ülke. Bu ülkelerin herbirinde de bağlayıcı ya da açıklanabilir emisyon hedefleri, yenilenebilir elektrik standartları ve uzun dönemli enerji verimliliği idealleri sayesinde emisyonların tutarlı bir şekilde kontrol edilmesi sağlanıyor. Bu ülkelerde ayrıca garantili alış tarifeleri (feed-in tariffs) ve yeşil bankalar gibi finansal destek mekanizmaları ile temiz enerji projelerine fon aktarılması kolaylaşıyor.

Raporda bu ülkelerin ardından Danimarka, Finlandiya, Fransa ve İtalya geliyor. Bu ülkeler garantili alış tarifeleri, vergi teşvikleri ve uzun dönemli fon programlarına rağmen yeşil bankaları olmadığından ikinci kategoride yer buluyor. Japonya da yeşil bankaları olmadığından bu kategoride yer alırken, Brezilya garantili alış tarifeleri olmadığından bu kategoride bulunuyor.

Deutsche Bank’ın raporu 27 AB ülkesinin 20’sinde bulunan garantili alış tarifelerine bir hayli etkili olmasından dolayı özel bir vurgu yapıyor.

ABD federal bir politikası olmadığından en alt kategoride yer alsa da Kaliforniya eyaleti bütün gereklilikleri yerine getirmesine rağmen yeşil bankası olmadığından ikinci kategoride yer alıyor.

Raporda ayrıca “ Mesaj çok açık: Şu an uygulamadaki politikalar bile küresel emisyonların 2°C’de kalmasını sağlayacak kadar emisyon azaltımı gerçekleştiremez” ifadelerine yer verildi.

Ayrıntılar için:

http://oilprice.com/Energy/Energy-General/China-Germany-and-UK-Have-the-Most-Stable-Clean-Energy-Policies.html

Japonya Türkiye’deki nükleer enerji santrali projesinden çekiliyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Fukushima santrali operatörlerinden Japon TEPCO firmasının Sinop’ta inşa edilecek nükleer enerji santrali ihalesinden çekildiğini açıkladı.

Japonya’nın teklifinin inşaat, finans ve işletim aşamalarından oluştuğunu belirten Yıldız, Japon hükümetinin yeni bir model teklifinde bulunacağını sözlerine ekledi.

Uygulanabilirliği olan bütün işbirliği seçeneklerini değerlendireceklerini söyleyen Yıldız, “Türkiye elbette Fukushima felaketini dikkate alacak, ondan ders alacaktır. Bu nedenle de riskleri en aza indirgeyen daha güvenli bir modeli tercih ettik” dedi.

Kaynak: BBC Monitoring