Blog Archives

Reklamlarınız ne kadar yeşil?

Gazetecilik sektörünün geleceği için pek hoş olmayabilir, ama yazılı reklamcılığın tedavülden kalkması çevreye ne kadar yararlı olur acaba? Bu soru, bu hafta içinde şirketlerin reklam kampanyaları sırasında saldıkları karbonun ayakizini ölçecek bir hizmetin tanıtıldığı toplantıda herkesin aklına gelen soruydu.

Medya ajansı Starcom MediaVest Group ile çevre danışmanlığı şirketi Envido’nun birlikte geliştirdiği ve Carbon Trust tarafından da desteklenen CarbonTrack hizmeti, karbon ayakizini ölçerken standart PAS 2050 (Halka Açık Şartnameler) talimatlarını uyguluyor.

Şimdiye kadar Honda ile Heineken şirketlerinde uygulanan bu hizmet basılı ve online reklamcılık ile TV, radyo, açık hava ve arama motoru reklamcılığı gibi farklı medya kanallarını kullanarak, bütün bir kampanya süresince salınan karbon miktarının takip edilmesini ve ölçülmesini sağlıyor.

BusinessGreen’e konuşan Envido fırsat ve değişim bölümü başkanı Kevin McDonald, bu hizmet sayesinde ilk defa pazarlama departmanlarının şirketlerin karbon emisyonlarını doğru bir şekilde rapor edebileceğini belirtti. Ayrıca bu uygulamayla birlikte pazarlamacılar şirketlerinin daha önce yaptığı ya da sektörde yapılmakta olan başka reklamları karşılaştırabilecek ve reklamlarının çevreye etkilerini ölçebilecekler.

Ayrıntılar için:

http://www.businessgreen.com/bg/news/1931030/green-advertising

Sektörlerinin “yeşil” liderleri ödüllendirildi

Karbonla Savaş Odası (Carbon War Room) tarafından bu yıl ilki düzenlenen Gigaton Ödülleri’nde altı şirket sektörlerinin liderleri olarak ödül almaya hak kazandı. CWR’nin kurucu ortaklarından Sir Richard Branson ödül töreninde yaptığı konuşmada “ Bugün iklim değişikliğine karşı yürüttüğümüz mücadelede bir dönüm noktasına şahit oluyoruz. Bu şirketler, iş dünyasının çevreye ve ekonomiye yarar sağlayacak yenilikçi çözümler üretmede ne kadar büyük bir potansiyel taşıdığını herkese kanıtlamaktadır. Liderler şu gerçeği artık kabul etmelidir. Ekonomik büyüme ile çevre dostu olma arasında bir seçim yapmak zorunda değiliz” dedi.

Ödül alan şirketler ve ödüllendirilme gerekçeleri ise:

  • Nike: Küresel seragazı salınımını azaltmak için geliştirdiği enerji tasarruf programı
  • Reckitt Benckiser Group: İklim değişikliğinden kaynaklanan riskleri en aza indirgemek konusundaki öncü konumu ve sürdürülebilir uygulamaları
  • Suzlon: Emisyonlarını kontrol etmesi ve başarıyla hayata geçirdiği sürdürülebilirlik planları
  • 3M: Enerji verimliliğini artırma ve sürdürülebilir uygulamalardaki liderliği
  • Vodafone Group: Daha az karbon salınımı için geliştirdiği yeni sistemi
  • GDF Suez: Avrupa’da saat başına en az karbon salarak enerji şirketleri arasında elde ettiği lider konumu

Gigaton Ödülleri’nin yaratıcılarından Sunil Paul iklim değişikliğinin önlenmesinde dünyaya yol gösterecek rol modellere her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu söyleyerek, ödül alan şirketlerin herkese bu doğrultuda kılavuzluk yaptığını ifade etti.

Ayrıntılar için:

http://www.reuters.com/article/idUS313256768620101204

LG daha “yeşil” olacak

LG bundan sonra üreteceği telefonlarda eko magnezyum kullanarak üretim sırasında seragazı salınımının önüne geçecek.

Eko magnezyum, LG’nin şu an telefon üretiminde kullandığı konvansiyonel magnezyumdan farklı olarak neredeyse hiç kükürt heksaflorit (SF6) içermiyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin en tesirli seragazlarından biri olarak kabul ettiği SF6 kullanılarak yapılan üretimden daha çevre dostu bir üretime geçiş ise, LG yetkililerinin açıklamalarına göre, 2012’den itibaren başlayacak. Böylece telefonların kalıba döküm aşamasında salınan seragazı emisyonu yaklaşık 24,000 kat azalmış olacak.

Bu da LG’nin ürettiği her telefon başına 4 kg daha az seragazı salınması demek oluyor.

Ayrıntılar için:

http://www.reghardware.com/2010/12/01/lg_emission_cut/

AB’den First Solar’a toksik maddede muafiyet

Geçtiğimiz hafta AB’de oylanan bir yasaya göre güneş enerjisi panelleri, elektrikli eşyalarda kullanılması yasak olan zehirli maddeleri istisnai olarak bünyesinde barındırabilecek.

Gözden geçirilmiş AB yasası elektrikli ve elektronik teçhizatlarda kadmiyum gibi altı tehlikeli maddenin kullanılmasını yasaklamış durumda. Pazar payıyla dünyanın bir numaralı güneş enerjisi şirketi olan ABD merkezli First Solar ise güneş enerjisi panellerinin üretiminde bu maddeden yararlanıyor. Ancak son günlerde solar enerji sektörü, şirketin ürünlerinde kullandığı cadmium tellürid (CdTe)’e ilişkin çevre dostu olmadığı ve güvenli bir şekilde bertaraf edilmediği yönünde eleştirilerde bulunuyordu. Karar tartışmalara son noktayı koymuş oldu.

Avrupa Parlamentosu oylamanın ardından yayınladığı bildiride, fotovoltaik güneş enerjisi panellerinin, sabit sanayi makinelerinin ve askeri malzemelerin toksik madde listesine bağlılıktan muaf olacağını belirtti.

Ayrıntılar için:

http://www.reuters.com/article/idUSTRE6AN5Q820101124?loomia_ow=t0:s0:a49:g43:r4:c0.071429:b39800704:z0

Çiftçiler tarlaları ıslah ettikçe kuş sayısı artıyor

On yıl boyunca sürdürülen bir araştırmanın sonuçlarına göre tarlalaştırma ve otlaklaştırma yüzünden nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan kuşlar tekrardan görülmeye başlandı.

David Lindenmayer ve Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden bir grup bilim adamı 150 tarlanın 300 ayrı bölgesinde on yıl boyunca bir araştırma yürüttü. On yıl sonra ise sayısı hızla azalan Avusturalya kıtasına özgü bazı kuş türlerinin yeniden görülmeye başlandığı ortaya çıktı. (daha&helliip;)

Dünya tarımına 200 milyon dolar iklim yardımı

Geçtiğimiz Çarşamba günü tarım araştırma gruplarının yaptığı açıklamaya göre dünyanın her yerindeki kalkınma ajansları tarım sektörünü iklim değişikliğine hazırlamak ve salınan seragazı oranını azaltmak amacıyla düzenlenen on yıllık program için 200 milyon dolar harcayacaklar.

Bu fon önümüzdeki günlerde daha da artması beklenen sel ve kuraklık ihtimaline karşı, hızla çoğalan ve zenginleşen dünya nüfusunu beslemek için neler yapılması gerektiği konusunda yürütülecek araştırmalara harcanacak.

Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü’nden Gerald Nelson geçtiğimiz günlerde çok sayıda tarım uzmanı ve haberci karşısında yaptığı konuşmada insanlık olarak büyük bir gıda güvenliği tehlikesi ile karşı karşıya olduğumuzu belirtti.

Aynı toplantıda söz alan Uluslararası Tropik Tarım Merkezi’nden bir başka uzman, Andy Jarvis’e göre ise 2050’ye kadar iklim değişikliğinin bir sonucu olarak dünya genelinde gıda üretimi potansiyeli %5 ile %10 arasında azalacak.

Bu tehlikeyle mücadele etmek için hazırlanan program, küresel ölçekte sorgum, darı, tatlı patates, buğday, pirinç ve mısır gibi 50 ana tarım ürününün yükselen sıcaklıklar ve yağış değişimlerinden nasıl etkilendiğini analiz edecek.

Toplantıya katılan Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Danışma Grubu başkanı Bruce Campbell, “Proje sıcak nokta olarak adlandırılabilecek Afrika ve Hindistan’ın bazı bölgelerinde 2050’ye kadar fakirlik oranını %10, bu bölgelerde yetersiz beslenen kişi oranını %25, bunun yanı sıra seragazı salınımını milyonlarca ton azaltmayı hedefliyor” açıklamasında bulundu. Tarımın dünya genelinde salınan karbon oranının %22 ile %30’unu kapsadığı da göz önünde bulundurulursa, programın ne kadar önem teşkil ettiği açıkça görülmekte.

Ayrıntılar için:

http://www.reuters.com/article/idUSTRE6AG55020101117?loomia_ow=t0:s0:a49:g43:r1:c0.181818:b39609740:z0

Yeşil Enerji Savaşının Galibi: Çin

Çin’in temiz enerji üretimi için girilen yarışta ABD’nin önüne geçtiği tahmin ediliyordu. Ancak Ernst & Young bu tahmini resmen doğruladı. Buna göre, Çin şu anda yenilenebilir enerji projelerine yatırım yapmak için en cazip yer konumunda bulunuyor. ABD ise bu yıl, ülkelerin ulusal yenilenebilir enerji piyasaları, yenilenebilir enerji altyapıları ve bireysel teknoloji için uygunluğunu 100 üzerinden puanlayan Ernst &Young’ın Yenilenebilir Enerji Yatırımları Çekiciliği Endeksi’nde ikinci sıraya geriledi.

ABD’nin zirveyi Çin’e kaptırmasının en önemli sebebi Çin’in bu yılın ikinci yarısında temiz enerjiye 11.5 milyar dolarlık varlık finansmanı ayırması oldu. Çin’in piyasaya sürdüğü bu miktar, Washington’ın Yenilenebilir Enerji Standardı’nı yaz boyunca eyleme geçirememiş olmasıyla birleşince yatırımcılar ABD’nin yeşil projeleri destekleyebileceği konusunda şüpheye düştüler.

Bu yılın endeksine göz atıldığında İspanya’nın da ülkenin meşhur güneş enerjisi sübvansiyonlarının yıkımıyla birlikte bir puan gerilediği görülmektedir. Hatırlanacağı üzere daha fazla tasarruf etmek için ülke fotovoltaik güneş enerjisi santrallerine verdiği desteği belirli oranlarda azaltmıştı. Almanya da endeks verilerine göre fotovoltaik tarifelerinde gittiği azaltmadan dolayı bir puan geriledi.

Endekste dikkat çeken bir başka bulgu ise Avrupa ve ABD bocalarken diğer ülkelerin mesafe kaydetmeye devam etmesi. Öyle ki, Japonya geçtiğimiz yıl güneş pili piyasasında kaydettiği ve bir önceki yıla göre 2.6 kat olan büyümeden ötürü endeksteki yerini bu yıl bir puan artırırken, Yeni Zelanda da karbon emisyonu ticaret sistemi sayesinde bir puan kazanmayı başardı.

Elbette ki bu rakamlar Avrupa ve ABD’nin yenilenebilir enerji yarışının dışında kaldığını göstermiyor. Endeksten çıkarılabilecek asıl sonuç : Temiz enerji yatırımlarını bir sonraki yıl hangi ülkenin daha çok çekeceği hiç belli olmaz.

Ayrıntılar için:

http://www.fastcompany.com/1687690/china-overtakes-us-in-ernst-young-renewable-energy-rankings