Yeşil arama motoru Ecosia’dan geçtiğimiz hafta yapılan açıklamaya göre sitede pek çok önemli yenilik hayata geçirildi ve böylece yağmur ormanlarını korumak için yardım toplamayı amaçlayan hizmetler yeni işlevlerle zenginleştirilmiş oldu.
Bu yıl ilk yaşını kutlayan Ecosia sosyal girişimi, Yahoo ve Bing arama motorlarının tekniğini kullanarak sitesine resim, video, haber ve harita arama seçenekleri ekledi. Bu değişikliklerle birlikte Ecosia arama motoru piyasada bulunan diğer arama motorları kadar çok sanal fonksiyon sağlayabilecek. Ayrıca kullanıcılar WWF (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) tarafından desteklenen yağmur ormanlarını koruma projesine de yaptıkları her aramayla maddi destek verecekler.
Ayrıca Ecosia’nın geçen hafta yaptığı açıklamada, arama motoru reklamcılığı sayesinde bir yıl içinde 160 bin dolar gelir elde edildiği belirtildi. Şirket, elde edilen gelirin %80’inin önceden söz verildiği gibi WWF’ye aktarılacağını duyurdu.
Ecosia’nın kurucusu Christian Kroll’a göre bu rakam böylesine sosyal bir işletme kavramının iş yapabileceğini herkese kanıtladı. Kroll, “Bu yeniliklerle birlikte dünyanın her yerindeki internet kullanıcılarının bizim sağladığımız sürdürülebilir hizmeti seçeceğini umuyoruz” dedi.
Ayrıntılar için:
http://www.businessgreen.com/bg/news/1933379/ecosia-revamps-green-search-engine
Yakıt hücreleri herhangi bir yakıt enerjisinden elektrik üretmeye yarayan dönüştürme cihazlarıdır. Pillerde olduğu gibi doğru akım elektriği üretirler, ancak elektrikle şarj edilmeyip, yakıt ikmallerini motorlarda olduğu gibi yakıt tanklarının doldurulmasıyla gerçekleştirirler.
Yakıt hücreleri tek başına düşünüldüklerinde bir yeşil teknoloji sayılmazlar. Ancak teoride yakıtın kimyasal enerjisini elektriğe dönüştüren oldukça verimli bir yöntemdirler. Bu da demek oluyor ki herhangi bir yakıtın enerjisinin üçte ikisi (bazen daha da fazlası) elektriğe dönüştürülebilir. Geri kalan enerji ise ısı enerjisi olarak açığa çıkar.
Her ne kadar son zamanlarda arabalardaki kullanımlarıyla ön plana çıkmış olsalar da, yakıt hücreleri başka alanlarda da kullanılarak enerjiyi mevcut teknolojilerden çok daha verimli bir şekilde dönüştürebilir. Yakıt hücrelerinin kullanımının yaygınlaşmasının önündeki en büyük engel ise performans ve dayanıklılık açısından kullanılabilir modellerinin pahalılığıdır.
Yakıtlar
Yakıt hücresinde bulunabilecek en basit yakıt hidrojendir, çünkü bütün yakıt hücreleri hidrojeni kolaylıkla oksijenle (genellikle havada bulunan) tepkimeye sokup elektrik üretebilir (su ile ısı da süreçte açığa çıkar). Diğer fosil yakıtlar (petrol, doğal gaz gibi) ve yenilenebilir yakıtlar (biyodizel, biyogaz gibi) yakıt hücrelerinde kullanılabilir. Bu yakıtlar ya doğrudan ya da yakıt işleme cihazı diye bilinen reformerler yardımıyla hidrojene dönüştürüldükten sonra kullanılırlar.
Uygulamalar
Yakıt hücreleri geniş bir kullanım alanına sahiptir ve yakın gelecekte de fiyatları düştükçe yeni piyasalarda da sıklıkla görülecektir. Orta vadede, evlerde ve iş yerlerindeki laptop ile cep telefonları gibi taşınabilir cihazlarda; taşıtlarda ise taşıtlar hareket etmeseler de taşıtların yerleşik sistemlerinde yardımcı güç birimi olarak kullanılabilir. Otomotiv sanayisinin tahminlerinin ışığında ise gelecekte taşıtların çoğunun elektrikle çalışması bekleniyor. Bu açıdan yakıt hücreleri hidrojen ya da başka yakıt türlerini kullanarak taşıtların elektrik ihtiyacını karşılayabilecektir.
Ayrıntılar için:
Merkezi Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan ve Global Village Partnerships’e bağlı GVP Media, bölgenin ilk karbon nötr kitabı olacak “CleanUAE”nin şubat ayında piyasaya sürüleceğini duyurdu. Kitabın karbon ayakizinin GVP Media’nın satın alacağı karbon kredileri ile dengeleneceği açıklandı.
3 Şubat 2011’de Dubai’deki Desert Palm Resort’ta gerçekleştirilecek tanıtım töreninde, sürdürülebilirliği ön plana çıkararak iş hayatlarında fark yaratmış ülke içinden ve dışından özel konuklar başarı öykülerini paylaşacaklar.
Törenin açılış konuşmasını 2008’deki ABD başkanlık seçimlerinde aday olan ve eski kongre üyesi Cynthia McKinney yapacak. McKinney insan hakları ve barış aktivizmi konularında yaptığı çalışmalarla tanınıyor.
GVP Media idari editörü Lisa Durante, “Yakında çıkaracağımız “CleanUAE” kitabı çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim alanlarında bölgesel bir tartışma ve eylem platformu yaratmayı amaçlamaktadır” dedi
Durante, “GVP modelimiz ilk olarak BAE’de uygulanabilir yayıncılık anlayışları yaratmaya ve sonra da bu anlayışları dünyanın her yerine yaymayı amaçlamaktadır. İlk “CleanUAE” baskımızın 2011’de “CleanBahrain” ve “CleanSaudiArabia” gibi bölgesel benzerlerini de yapacağız” diye ekledi.
Ayrıntılar için:
Gazetecilik sektörünün geleceği için pek hoş olmayabilir, ama yazılı reklamcılığın tedavülden kalkması çevreye ne kadar yararlı olur acaba? Bu soru, bu hafta içinde şirketlerin reklam kampanyaları sırasında saldıkları karbonun ayakizini ölçecek bir hizmetin tanıtıldığı toplantıda herkesin aklına gelen soruydu.
Medya ajansı Starcom MediaVest Group ile çevre danışmanlığı şirketi Envido’nun birlikte geliştirdiği ve Carbon Trust tarafından da desteklenen CarbonTrack hizmeti, karbon ayakizini ölçerken standart PAS 2050 (Halka Açık Şartnameler) talimatlarını uyguluyor.
Şimdiye kadar Honda ile Heineken şirketlerinde uygulanan bu hizmet basılı ve online reklamcılık ile TV, radyo, açık hava ve arama motoru reklamcılığı gibi farklı medya kanallarını kullanarak, bütün bir kampanya süresince salınan karbon miktarının takip edilmesini ve ölçülmesini sağlıyor.
BusinessGreen’e konuşan Envido fırsat ve değişim bölümü başkanı Kevin McDonald, bu hizmet sayesinde ilk defa pazarlama departmanlarının şirketlerin karbon emisyonlarını doğru bir şekilde rapor edebileceğini belirtti. Ayrıca bu uygulamayla birlikte pazarlamacılar şirketlerinin daha önce yaptığı ya da sektörde yapılmakta olan başka reklamları karşılaştırabilecek ve reklamlarının çevreye etkilerini ölçebilecekler.
Ayrıntılar için:
http://www.businessgreen.com/bg/news/1931030/green-advertising
Karbonla Savaş Odası (Carbon War Room) tarafından bu yıl ilki düzenlenen Gigaton Ödülleri’nde altı şirket sektörlerinin liderleri olarak ödül almaya hak kazandı. CWR’nin kurucu ortaklarından Sir Richard Branson ödül töreninde yaptığı konuşmada “ Bugün iklim değişikliğine karşı yürüttüğümüz mücadelede bir dönüm noktasına şahit oluyoruz. Bu şirketler, iş dünyasının çevreye ve ekonomiye yarar sağlayacak yenilikçi çözümler üretmede ne kadar büyük bir potansiyel taşıdığını herkese kanıtlamaktadır. Liderler şu gerçeği artık kabul etmelidir. Ekonomik büyüme ile çevre dostu olma arasında bir seçim yapmak zorunda değiliz” dedi.
Ödül alan şirketler ve ödüllendirilme gerekçeleri ise:
- Nike: Küresel seragazı salınımını azaltmak için geliştirdiği enerji tasarruf programı
- Reckitt Benckiser Group: İklim değişikliğinden kaynaklanan riskleri en aza indirgemek konusundaki öncü konumu ve sürdürülebilir uygulamaları
- Suzlon: Emisyonlarını kontrol etmesi ve başarıyla hayata geçirdiği sürdürülebilirlik planları
- 3M: Enerji verimliliğini artırma ve sürdürülebilir uygulamalardaki liderliği
- Vodafone Group: Daha az karbon salınımı için geliştirdiği yeni sistemi
- GDF Suez: Avrupa’da saat başına en az karbon salarak enerji şirketleri arasında elde ettiği lider konumu
Gigaton Ödülleri’nin yaratıcılarından Sunil Paul iklim değişikliğinin önlenmesinde dünyaya yol gösterecek rol modellere her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu söyleyerek, ödül alan şirketlerin herkese bu doğrultuda kılavuzluk yaptığını ifade etti.
Ayrıntılar için:
LG bundan sonra üreteceği telefonlarda eko magnezyum kullanarak üretim sırasında seragazı salınımının önüne geçecek.
Eko magnezyum, LG’nin şu an telefon üretiminde kullandığı konvansiyonel magnezyumdan farklı olarak neredeyse hiç kükürt heksaflorit (SF6) içermiyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin en tesirli seragazlarından biri olarak kabul ettiği SF6 kullanılarak yapılan üretimden daha çevre dostu bir üretime geçiş ise, LG yetkililerinin açıklamalarına göre, 2012’den itibaren başlayacak. Böylece telefonların kalıba döküm aşamasında salınan seragazı emisyonu yaklaşık 24,000 kat azalmış olacak.
Bu da LG’nin ürettiği her telefon başına 4 kg daha az seragazı salınması demek oluyor.
Ayrıntılar için:
BM, aydınlatma sanayisi ile işbirliği yaparak Çin, Rusya, Vietnam ve Fas gibi ülkelerde de akkor lambaların aşamalı olarak kullanımdan kaldırılmasına çalışacak.
BM Çevre Programı başkanı Achim Steiner, böyle bir değişikliğin yalnızca iklim değişikliğini önlemeye yararlı olmakla kalmayıp ekonomiye de fayda sağlayacağını ifade etti. Steiner’a göre, işletmeler böylece aydınlatma masraflarından tasarruf edecek ve elektrik santrallerine eskisi kadar ihtiyaç duyulmayacak.
Ayrıca fiyatlar düşeceği için fakir kesim de aydınlatma imkânına kavuşup petrol kaynaklı kerosen (gazyağı) maddesinin zararlı ve çevreyi kirletici etkilerinden korunabilecek.
BM’in yürüttüğü araştırmaya göre her ülke akkor lambalardan enerji verimliliği yüksek alternatiflere yönelirse, dünyanın aydınlatma talebi %2’nin üzerinde bir oranda azalacak. Bu da 800 milyon tonluk bir karbon emisyonu kesintisine denk geliyor.
Cancun Zirvesi’nde sunulan bu araştırma iklim değişikliği ile mücadelenin dünyanın birlik olması durumunda ne kadar kolaylaşacağını bir kere daha göstermiş oldu.
Ayrıntılar için:
Şimdiye kadar, gerçekleştirdikleri uzay yolculukları ile tanınmış olsalar da, Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) çalışanları bundan böyle ticari havacılığın geleceğini şekillendirmekte kararlı.
Kurum, uçakların da otomobillerdeki değişime ayak uydurarak daha sessiz, daha “yeşil” ve daha çok yakıt tasarrufu edecek şekilde tasarlanması gerektiğini belirtti.
Bu hedefini gerçekleştirmek için iki Amerikan savunma sanayisi deviyle 6 milyon dolarlık sözleşme imzalayan NASA, geleceğin uçaklarının mevcut modellere göre %50 daha az yakmasını, saldıkları karbon emisyonlarının yarısına kadar indirilmesini ve havaalanlarının rahatsız edici gürültüsünden etkilenen coğrafik alanların %83 oranında azaltılmasını sağlayacak bir teknoloji geliştirmeye çalışacak.
Geliştirdiği uçakları 2025 yılında hizmete sunmayı tasarlayan kurum, mühendislerinden bir yıl içinde, 7,000 millik bir alanda ses hızına yakın bir hızda hareket eden, 45,000 kg ağırlığında yolcu ya da kargo taşıma kapasitesi bulunan uçaklar tasarlamalarını istedi.
Alışılagelmişi bir kenara bırakmayı hedefleyen projeyle birlikte uçakların modelleri de değişecek. Projede NASA ile ortaklaşa çalışan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün geçtiğimiz yıl NASA’ya sunduğu yeşil uçak modellerinde alıştığımız kanat ve gövde tasarımı bulunmuyordu. Yaratıcılığın ön plana çıkacağı tasarımların sonucunda geleceğin uçaklarının nasıl görüneceği merakla bekleniyor.
Ayrıntılar için:
http://latimesblogs.latimes.com/technology/2010/11/nasa-green-plane-technology.html
Geçtiğimiz hafta AB’de oylanan bir yasaya göre güneş enerjisi panelleri, elektrikli eşyalarda kullanılması yasak olan zehirli maddeleri istisnai olarak bünyesinde barındırabilecek.
Gözden geçirilmiş AB yasası elektrikli ve elektronik teçhizatlarda kadmiyum gibi altı tehlikeli maddenin kullanılmasını yasaklamış durumda. Pazar payıyla dünyanın bir numaralı güneş enerjisi şirketi olan ABD merkezli First Solar ise güneş enerjisi panellerinin üretiminde bu maddeden yararlanıyor. Ancak son günlerde solar enerji sektörü, şirketin ürünlerinde kullandığı cadmium tellürid (CdTe)’e ilişkin çevre dostu olmadığı ve güvenli bir şekilde bertaraf edilmediği yönünde eleştirilerde bulunuyordu. Karar tartışmalara son noktayı koymuş oldu.
Avrupa Parlamentosu oylamanın ardından yayınladığı bildiride, fotovoltaik güneş enerjisi panellerinin, sabit sanayi makinelerinin ve askeri malzemelerin toksik madde listesine bağlılıktan muaf olacağını belirtti.
Ayrıntılar için:
British Airways çevre departmanı başkanı Jonathan Counsell “ Biyoyakıtlar havacılık sektörü için karbon salınımını azaltma yolunda giderek daha da önemli hale geliyor. Havayollarının karbon masrafı biyoyakıtlarla milyonlarca euro azaltılabilir” dedi.
Bilindiği üzere havacılık sektörü de AB Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) kapsamına 2012 yılı itibariyle girecek. Bunun sonucunda ise şirketler saldıkları her bir ton karbon için izin almak zorunda kalacaklar. Karbon izinleri satın almak için yüzlerce milyon euro harcayacak olan havayolu şirketleri bu nedenle biyoyakıtlara yönelmiş durumdalar. Reuters İklim Değişikliği ve Alternatif Enerji Zirvesi’nde konuşan Counsell, biyoyakıtların karbon salınımını 2050 yılına kadar %10 oranında azaltabileceğini, şahsi fikrinin ise küresel havacılık endüstrisinin saldığı karbon oranının 2030 yılına kadar %20 azalacağı olduğunu belirtti.
Counsell’a göre biyoyakıt elde etmek için kullanılacak üç işlem olan atık biyokütlesi, tarımsal ürün ve algler arasında en cazip olan atık biyokütlesinden yararlanmak.
ABD merkezli biyoyakıt firması Solena Grup ile yaptığı anlaşmayla, Avrupa’nın üçüncü en büyük havayolu şirketi British Airways yakıt ihtiyacının %2’sini İngiltere’de kurulacak bir biyoyakıt santraliyle karşılamayı planlıyor. Bu santralin inşası 2012’de başlayacak ve santral 2014’te üretime geçecek. İki şirkete göre de biyoyakıt, jet yakıtından daha az karbon salacak. British Airways bunun yanı sıra Britanya’nın Cranfield Üniversitesi ile alglerden biyoyakıt elde etmek için birlikte çalışmaya başladı.
Ayrıntılar için:


